|
Bunraku ismi ningyo joruri den gelmektedir- ningyo kukla joruri ise hikaye anlamına gelmektedir. Kukla oyunları 10.yy'dan itibaren ortaya çıkmıştır. Gezgin kukla sahneleri , oyunlarını Awaji adalarından Seto 'ya kadar taşımışlar, Osaka ve Kyoto gibi büyük şehirlerde de ilgiyle izlenmişlerdir. Böylece tüm Japonya'da meşhur olmuştur. Bunraku günümüzde kuklaları, müziği ve ulusal hikayeleri birleştiren bir oyun olarak devam etmektedir.Aynı kabuki gibi 1600'lü yıllarda popülerliği çok artmış ve aristokratların oyunu Noh'a bir alternatif olarak halkın ilgiyle izlediği sahneler kurulmuştur. 17.yy da Sanatçı Takemoto Gidayu'nun katkılarıyla çok popüler olmuştur. Chikamatsu'nun Sonezaki'deki Aşk İntiharları (1703, Sonezaki Shinju) oyunu Shakespeare 'in Romeo ve Juliet'ine çok benzemektedir. Oyunların konuları çoğunlukla güncel olaylara değinerek halkın eğitimine de katkıda bulunmuştur. En meşhur bunraku oyunlarından biri de Chuushingura'nın: The Treasury of Loyal Retainers isimli oyunudur(Kanadehon Chuushingura), bu oyun aynı zamanda çoğu Kabuki sahnesinde oynanmış ve bir çok filme de konu olmuştur.Omozukai, yani ana kuklacı, kuklaların kafalarını, sağ kol ve ellerini oynatırken diğer iki kuklacı kuklaların sol kollarını ve ayaklarını hareket ettirirler. Omozukai olmak için kuklacıların yaklaşık 10 yıl deneyime sahip olması gerekmektedir. Omozukai oyun esnasında seyirciler tarafından görülmektedir , aslında oyunun gerçek yıldızı odur, diğer kuklacılar ise giydikleri kostümden dolayı seyirciler tarafından görülemezler. Bayan kuklaların ayakları kimono dan dolayı oyun esnasında görülmemektedir. Meiji döneminden sonra (1868~1912), Batı kültürünün de popülerliğinin artması ile , bunraku'ya olan ilgi azalmış ve artık devlet tarafından desteklenen sanatsal bir aktivite olmuştur. Tokyo Ulusal Tiyatrosu'nda ve Osaka Ulusal Bunraku tiyatrosunda yaşamına devam etmiştir. Günümüzde Bunraku halen devam etmektedir fakat en önemli sorun kukla oynatan ustaların geçmişteki gibi yetişmemesi ve genç nesilin bu sanat dalının kolları ile uğraşmaya ilgi duymamasıdır.
BEBEKLER
Bebek yapımı Japonya’da eski çağlardan beri devam eden bir gelenektir. Eskiçağlarda Japonlar dinsel törenler veya krallar ve diğer soylu kişilerin mezarlarına koymak için çamur, kağıt vb. malzemeler kullanarak bebekler yapmışlardır. Bunlara örnek olarak 4 ile 6. yy. arasında çamurdan yapılmış Haniwa’lar verilebilir. Bebekler daha sonra festival süsü, dinsel adetler, uğur sembolü vb. olarak gelişim göstermiş, ve bugünde Japon kültüründe önemli bir yeri olan geleneksel sanat eserleri içinde yer almışlardır.Aşağıda Japonya’nın ünlü bebeklerinin bazılarının açıklamalarını bulabilirsiniz. (İsimlerin linkine basarak bir örneğini ayrı bir pencerede görebilirsiniz) Gosho bebekleri başlangıçta İmparatorluk Sarayını süslemek için hazırlanan hediyelerdi.
Kyou bebekleri Kyoto’da üretilirler ve özel olarak işlenmiş muhteşem kıyafetleri ile ünlüdür.Daha çok maiko ve geisha figürleri olarak yapılırlar.
Hakata bebekleri Fukuoka bölgesinde kilden yapılırlar. Bu bebekler özellikle ince detay ve sabır gerektiren bitirme işlemi ile ünlüdür.
Saga bebekleri ilk olarak budist görüntüleri yansıtan heykeltraşlar tarafından yapılmışlardır.
Kokeshi bebekleri Japon bebekleri içinde en tipik olanlarıdır. Silindirik olarak ağaçtan yapılırlar ve Japonya’nın birçok bölgelerinde üretilir.
Daruma bebekleri yuvarlak kırmızı gövdesi, beyaz bir suratı olan fakat göz bebekleri olmayan bebeklerdir. Bu bebekler uzun süre meditasyon yaptıktan sonra ayaklarını kullanamaz hale gelen Zen rahibi Bodhidharma’yı temsil ederler.Daruma bebeklerinin çoğu Gumma bölgesinde el ile yapılırlar. Japonlar genelde bir dilek tuttuktan sonra Daruma bebeğinin yüzündeki bir göz bebeğini boyarlar. Eğer dilek gerçekleşirse diğer gözünü de boyadıktan sonra çöpe atarlar.
Hinaningyou bebekleri Martın üçünde kutlanan Kızlar festivalinde ("Hina matsuri") sergilenmek için yapılmışlardır. Gene buna benzer Mayısın beşinde kutlanan erkek çocuk festivali için Samurai bebekleri de vardır.
Maneki-neko Siyah maneki-nekolara daha çok geisha evlerinde rastlanılmaktadır. Fakat aynı beyaz Maneki-neko gibi, siyah da iş hayatında uğur sembolü olarak kullanılmaktadır. Aynı zamanda Siyah Maneki-neko sağlık beyaz Maneki-neko mutluluğu sembolize eder. Maneki-neko sağ kolu ile para, sol kolu ile bereketi çağırır. Taşıdıkları altın kasesi çağırdıkları para sayesinde elde ettikleri zenginliğin sembolüdür. Günümüzde birçok Japon şirketinin girişinde, iş adamlarının masalarında Maneki-nekolar bolluk, bereket ve kazanç çağırmaktadırlar.
KABUKİ
Elizabethan'ın İngiltere'de sahneye konulması sırasında Kabuki Japonya'da sadece erkekler tarafından oynanıyordu. Bu sanat dalı gerçek anlamda bir tapınak görevlisi olan bayan Okuni tarafından tekrar ele alınarak değişik bir formatta sahne edilmiştir. Genelde aristokrat formatı taşıyan noh'u örnek alan kabuki bir anda büyük kitlelerin eğlence aracı olmayı başarmıştır. Daha sonraları sahnelerde yer alan bayan oyuncuların sergiledikleri doğal performans Kabuki'nin popülerliğini daha da arttırmıştır. Birçok oyunda oyuncular erkek izleyicileri baştan çıkartmayı başarmışlardır. Tokugawa Shogunate oynunu oynayan birçok kadın sanatçı, oyundaki rollerinden ötürü toplumdan dışlanmıştır. İronik olarak genç erkeklerin de cinsel sahnelerde rol oynaması kabukinin bu dönemlerde izleyici oranını düşürmüştür. Bu dönemlerde Shogun'un da baskısı ile kabukiler kyogen konulu diramatik tiyatroya dönüş yapmıştır. Değişiklikler hanamichi gibi geleneksel noh sahnelerinin kurulmasını beraberinde getirmiştir. Japonya'nın en büyük drama yazarlarından Chikamatsu Monzaemon (1653~1724) bu dönemde yazdığı dramatik Kabuki oyunları ile yıldızı parlamıştır, aynı dönemde Bunraku kukla oyunlarına yönelik de en beğenilen eserleri yaratmıştır. Bunraku'ya döndüğünde hayran kitlesini de beraberinde götürmüş ve seyircisi azalan Kabuki oyuncuları sahnelerinde aynı zamanda Bunraku oyunlarına da yer vererek yeni bir dönem başlatmışlardır. Bu dönemde Kabuki'nin en güzel oyunlarından biri olan ve halen günümüzde de devam eden , Ichikawa Danjuro oyunu ortaya çıkmıştır. Bunun yanında Onoe Kikugoro ve Bando Tamasaburo en güzel Kabuki sahnelerinden biridir.Batı kültüründe çiçek yetiştirmek sistematik olarak bir vazo veya saksıda çiçek bakımını kapsamaktadır, Japon kültüründe ise İkebana (çiçeği yaşatma sanatı) biraz daha karmaşıktır. Ikenobo, Sogetsu ve Ohara şeklinde İkebana öğretilerini konu alan birçok okul mevcuttur . Bunların dışında da değişik stillerde ve bitkilere göre eğitim veren okullar da mevcuttur. Ikenobo, 15. yy. da Budist rahip Ikenobo Senei tarafından kurulmuş en eski okuldur. Ikenobo aynı zamanda rikka şeklinin de yaratıcısıdır (duran çiçekler). Bu stil Budist inancının doğanın güzelliklerini yansıtan öğelerinden ilham almaktadır.
|
Kabuki sahnelerinde yer alan geleneksel yaşlı kadın rolü . Bu sanata olan saygınlığı toplum arasında arttırmıştır. Ve sahnelerde bu role verilen önem oldukça artmıştır. Bu roller bir çok önemli Kabuki oyuncusunu meşhur etmiştir. Bu rol batı sahnelerinde güzelliği ön planda tutan kadın rollerinden daha farklı olarak erdem ve fazileti ele almaktadır. Zamanla bu rolde de cinsellik ve özel yaşam ele alınmaya başlanmış ve 1868 yılında lav edilme sebebi olmuştur.
Kabuki büyük ve seyircileri hayretler içerisine düşürecek çeşitli gizli kapılara sahip bir sahnede oynanır. Kamite (sol sahne) önemli oyuncuların yer aldığı yerdir, bunun yanında shimote (sağ sahne) önemsiz ve figüran oyuncuların yer aldığı bölümdür. Oyuncular oyun esnasında oluşan dramatik durumu daha iyi betimlemek amacıyla ellerinde çeşitli tabelalarla seyircilerin daha da etkilenmesini sağlarlar. Aragoto diğer bir adıyla 'kaba stil ' oyunlarında kişilerin rollerini tamamlaması amacıyla çeşitli abartılı kostümlere yer verilir. Ölüm, seyircilerin oyuna dahil olduğu ve en ünlü artistin sahnede yer alması Kabuki'nin önemli sahneleridir. Kabuki standart erkek rolleri ise: sevgili, faziletli kahraman veya şeytan Samurai'dır; onnagata (erdemli yaşlı kadım) sahnesindeki roller ise: Samurai'ın karısı, genç güzel kız veya kötü yürekli yaşlı kadındır.
Geleneksel kabuki melodramatik ama aynı zamanda çok da tarihseldir. Shakespeare'in oyunlarında olduğu gibi çok edebi bir dili vardır ve takibi anlaşılması oldukça zordur. Fakat önemli yazarları olan oyunlar her dönemde ilgi görmüştür.Günümüzde kabukiler halen mevcuttur fakat izleyici kitlesi daha çok yaşlılardan oluşmaktadır. Önemli eserlerden biri olan, Chushingura - intikam ve vefa- birçok filme de konu olmuştur ve popülerliği günümüzde de sürmektedir.Kabuki sahnesi renkleri, sembolleri ve sesleri birarada bulunduran, batı tiyatroları tarzında tam bir tiyatrodur. Japonya ziyaretiniz esnasında bu sanata da yer vermek istiyorsanız o zaman yarım saatliğine Tokyo'da Kabukiza tiyatrosuna, Osaka'da Shin-Kabukiza tiyatrosuna veya Kyoto'da Minamiza tiyatrosuna uğramanız size gerekeni sağlayacaktır. Kabukiza tiyatrosunda sadece 1 oyunu 500 yene izleyebilirsiniz bütün oyunları izlemek isterseniz abone olmak 2,400 yen ila 16,000 yen arasında değişmektedir.
İKEBANA
Batı kültüründe çiçek yetiştirmek sistematik olarak bir vazo veya saksıda çiçek bakımını kapsamaktadır, Japon kültüründe ise İkebana (çiçeği yaşatma sanatı) biraz daha karmaşıktır. Ikenobo, Sogetsu ve Ohara şeklinde İkebana öğretilerini konu alan birçok okul mevcuttur . Bunların dışında da değişik stillerde ve bitkilere göre eğitim veren okullar da mevcuttur. Ikenobo, 15. yy. da Budist rahip Ikenobo Senei tarafından kurulmuş en eski okuldur. Ikenobo aynı zamanda rikka şeklinin de yaratıcısıdır (duran çiçekler). Bu stil Budist inancının doğanın güzelliklerini yansıtan öğelerinden ilham almaktadır.Günümüzde 45 ayrı dalda eğitim veren okulların başını Ikenobo Senei çekmektedir. Okul faaliyetini Kyoto'da bulunan Rokkakudo tapınağında faaliyetini devam ettirmektedir. Prens Shotoku'da ilk eğitimini bu okulda almıştır. Mezunlarının arasında birçok papaz ve aristokrat sınıfından insanlar bulunmaktadır. Bu okulun öğretileri 17. yy ' a doğru herkes tarafından uygulanır hale gelmiştir gelişmeler ışığında seika ve shoka stillerinin ilk örnekleri verilmeye başlanmıştır. Shoka sanatında 3 ana dal kullanmaktadır, bunlar ten (cennet), chi (dünya) ve jin (insan)' ı sembolize etmektedir. İkebana'nın diğer bir stili ise çay seremonisinde kullanılan nageire'dir.İlk modern okul ise Ohara Unshin 'in 19.yy.'da Ikenobo okulundan ayrılmasıyla oluşturulmuştur. Ohara öğretisi genellikle moribana stilini kullanır sığ bir saksı içerisine yerleştirilen çiçekler. Öğreti Batı kültürünün de yavaş yavaş popüler hale gelmesinden dolayı batı'da yetişen bitkileri de kullanmaktadır. 20.yy'da artistik sanatlara verilen önemin de artmasıyla jiyuka stili (serbest stil) geliştirilmiştir. Değişikliklere rağmen İkebana günümüzde üst sınıfı simgeler.1930'larda İkebana'ya duyulan ilgi daha da artmış ve yaygın hale gelmiştir. Herkesin istifade edebileceği birçok okul açılmıştır. İşgal döneminde bu sanata ilgi duyan yabancı asker eşleri ülkelerine geri döndüklerinde bu sanatın diğer ülkelerde de tanınmasına vesile olmuşlardır. Teshigahara Sofu tarafından 1927 de kurulan Sogetsu okulu, zen-eibana ikebana sanatında yeni bir çığır açarak plastik, yapıştırıcı ve demir materyallerinin kullanılmıştır.
Günümüzde Japonya'da İkebana eğitimi veren yaklaşık 3000 okul bulunmaktadır. Ikenobo öğretisinin ise dünya çapında yaklaşık 60,000 öğretmeni bulunmaktadır.İkebana Japonya'da ,çoğu genç kız yaklaşık 15 milyon kişi tarafından uygulanmaktadır.
Ikebana iki ana stile bölünmüştür- yassı saksı modelinde uygulanan moribana ve uzun vazolarda uygulanan nageire . Sogetsu öğretisi uygulamalarında bir çok örnek model kakei kullandığından ilk başlayanlar için önerilebilir.
NOH VE KYOKEN
Noh bilinen en eski tiyatrodur. Geleneksel Çin sanatından ve geleneksel Japon halk oyunlarından (dengaku) yaptığı alıntılarla sarugaku olarak da bilinen Noh 14.yy. çok büyük ilerleme kaydetmiştir. Büyük tapınak ve ibadet yerlerince desteklenen oyunlar daha çok dini tören havasında geçmekteydi. Ünlü oyuncu ve yazar Kannami ve onun oğlu Zeami nin 14.yy'da yaptıkları değişikliklerle Noh günümüzdeki halini almıştır. Shogun Ashikaga Yoshimitsu (1358~1408) için oynanan oyunla , shogun'un da desteğini arkasına almış ve yüksek sosyal sınıf tarafından desteklenmiştir. Zeami günümüzde halen oynanmakta olan birçok eser yazmıştır, bunlara tanınan klasiklerinden Takasago ve Izutsu da dahildir. Noh aristokrat kesimi ve Budizm’i işlerken , Kabuki güncel konuları ve Shinto felsefesini işlemektedir.Sivil savaş dönemlerinde (1467~1568) Shogun sanatsal aktivitelere zaman ayıramasa dahi diğer kesim Noh'a sahip çıkmış ve oyunları izlemeye devam etmiştir. Barış dönemi geldiğinde Noh tekrardan Shogun tarafından ilgiyle takip edilmiş , ve bu dönemde Hideyoshi ve daha sonra Ieyasu sergiledikleri oyun performansları ile meşhur olmuşlardır. Aristokrat kesime hitap eden Noh oyuncuları yeni oyunculara müzik ve dansları öğretemediler bu da Noh'a olan ilgiyi düşürdü. Daha sonraları Edo Dönemi'nin sonuna doğru(1600~1868), askeri sınıfın yavaş yavaş gücünü kaybetmesi ile Noh ve Kabuki Halk tarafından tekrar ilgiyle izlenmiştir. 1867' de Shogunluğun kaldırılması ile Noh mâli sıkıntı içerisine girmiştir. Fakat Meiji döneminden (1868~1912) sonra yapılan reformlar ile yeni sponsorlar bularak yaşamına devam etmiştir. Çoğu Noh sahnesi kapalı alanda kurulsa da kullanılan dekor ve malzemelerle dışarı havası verilmektedir. Sahnede ise, shi-te en önemli oyuncudur ve sahnenin ortasında yer almaktadır, yardımcı roldeki oyuncu tsure sahnenin solunda , diğer oyuncu ise waki sahnenin sağında yer alır.Oyun esnasında 3 veya 4 müzik enstrümanı oyuna parçaları ile eşlik eder. Her çalgıcının sahnedeki yeri farklıdır. Oyun iki ana oyuncunun sahnedeki rollerini bitirmesi ve yerlerini değiştirmeleri ile son bulur. Ana oyuncunun rolü çeşitli maske ve çok detaylı hazırlanmış kostümlerle desteklenmiştir. Başroldeki oyuncu sahneye en son çıkar , karanlığın içinden çıkıp ana sahnede belirir. Olduğundan daha iri gözükebilmek için en az 5 kat giysi giymiştir. Genellikle oyunun ortalarına doğru kendini göstermek amacıyla maskesini çıkarır. Oyun esnasındaki sesler , diyaloglar , müzik ve danslar performansı etkileyen en önemli faktörlerdir. Kullanılan dil ve oyun için yazılan şiirler tüm Japon halkının anlayabileceği şekildedir. Fakat aynı Kabuki de de olduğu gibi hikayelerin anlatımında estetiklik kazanması amacıyla daha ağır ve zor bir dil kullanılmaktadır.Kyogen Japonya'nın geleneksel komedisidir. Noh'dan ayrı olarak kendi gelenekleri vardır, fakat uzun Noh dramalarında seyircilerin sıkılmamalarını sağlamak amacı ile Noh oyunu aralarında gösterildiğinden genellikle Noh ile beraber sınıflandırılarlar. Kyogen esnasında büyük bir ustalılkla yelpaze kullanılabilir. Bunun amacı bıçak, testere, mızrak, Sake şişesi, tabak vb. objeleri ifade etmektir. Noh oyunlarında beş karakter bulunmaktadır, bunlar: tanrılar, savaşçılar, güzel bayanlar, diğer tipler(genellikle modern tipler veya deli kadın) ve son olarak cinler. En popüler Noh oyunlarından biri 11.yy. hikayelerini konu alan Aoi Hanım'dır . Kabuki'de olduğu gibi oyunu baştan sona takip etmek büyük dikkat gerektirmektedir. Roller oldukça uzundur, ayrıca oyun çoğu zaman araya Kyogen skeçleri ile kesilmektedir. Bazı zamanlar Noh gösterileri özellikle korku verici maskelerden (ör: hannya ) dolayı çocuklar tarafından yadırganmaktadır. Fakat Japonya seyahatinizden sonra tanıdıklarınıza iyi bir hediye almak istiyorsanız Noh maskeleri iyi bir tercih olabilir.
ORİ GAMİ
Japon kültüründe diğer birçok öğede olduğu gibi, Oru (katlamak) Kami (kağıt) anlamına gelen iki sözcüğün birleşmesiyle oluşan, Origami kağıt katlama sanatı da Çin kültürü kökenlidir. Çin'de bu sanat 1. veya 2. yy zamanından günümüze kadar gelmektedir. Japonya'daki ilk örnekleri ise Heian dönemine rastlamaktadır (794-1185). Bu dönem Japonya'nın altın çağı olarak da adlandırılır ve gerek artistik gerekse kültürel birçok eserin ortaya çıktığı dönemdir. Bu dönemde kağıt katlama sanatı festival ve törenlerde süs olması amacıyla oldukça gelişmiştir. Beyaz kağıt gizli ve kutsal öğeleri saklamak amacıyla kullanılırdı ve halen bazı tapınaklarda da kullanılmaktadır. Esas anlamıyla Edo (1600-1868) döneminde Origami sanatı gelişmiş ve yaratılan yeni kalıplarla halk tarafından da bir eğlence sanatı olarak benimsenmiş ve popülerliği artmıştır. Kabuki ve ukiyo-e gibi sanatların yanında Origami de yerini almıştır. 19.yy.'ın ortalarına doğru 70'e yakın farklı origami tasarımı yaratılmıştır. Fakat Meiji (1886-1912) dönemi ve Japonya'nın modernleşmesi ile beraber, tören ve festivaller için yapılması hariç, origamiye olan ilgi azalmıştır.1950'nin ortalarına doğru, 1945 Hiroshima atom bombasının patlaması sonucunda Lösemi hastası olan 11 yaşındaki Sasaki Sadako hastalığının iyileşmesi amacıyla turna kuşu origamilerini yapmaya başlamıştır. ( geleneğe göre 1000 adet turna kuşu origamisi yapıp dilek tutulduğunda, dileğin gerçekleşeceğine inanılır). Sadako bu girişimiyle dünya da barış için de bir sembol olmuştur. Fakat 644 turna kuşu origamisi yaptıktan sonra ölmüştür, arkadaşları onun yerine sayıyı tamamlamış ve cenaze töreninde mezarına turna kuşlarını koymuşlardır. Bu olay Hiroshima'da Dünya çocuk barış günü'nün oluşmasına ve bu günün onuruna Sadako 'nun Seatle'da bir heykelinin yapılmasına vesile olmuştur. Her sene Ağustos ayının 6'sında kutlanan barış gününde, dünya çapında birçok çocuk tarafından yapılan turna kuşu origamileri Hiroshima'ya gönderilir.
Sağdaki resimde de görüldüğü üzere halen Japonlar uğur getirdiğine inandıkları yüzlerce turna kuşu ("Tsuru") origamilerini yanyana bağlayıp asarlar ("Senbazuru").
SADO
Sado ve çay törenlerini konu alan birçok okul bulunmaktadır. Japonya'da çay törenleri çok ince detayları bulunan bir sanat dalıdır ve sallama poşet çayını fincanına koyup üzerine sıcak su dökülüp hazırlanan batı'daki çay tutkunlarına çok yabancıdır. Çay yani O-cha (yeşil çay)'nın Japon kültüründeki yeri , kahve 'nin Amerikan kültüründeki yeri veya 'bir fincan çay'ın İngiliz kültüründeki yerinden çok daha farklıdır. Aynı zamanda sağlığa çok yararlı bir madde olduğu tüm dünya çapında kabul edilmiştir. Japonya'da çay töreninin öğrenilmesi bir genç kızın yapması gereken en önemli geleneklerden biridir.
Kaynaklar Japonya'da yeşil çayın ilk kez 6.yy döneminde Budist meditasyonlar sırasında kullanıldığını göstermektedir. Daha sonra Kamakura (1185-1333) döneminde yaşayan Eisai isimli papaz günümüze kadar gelen çay oturumlarını düzenlemeye başlamıştır. Daha sonraki yüzyılda Ikkyu isimli bir keşiş gezilerinde çayı ve çay törenini tanıtarak tüm ülkeye yayılmasına vesile olmuştur. Ikkyu'nun öğrencisi Shuko, Shogun Ashikaga Yoshimasa'nın Ginkakuji sarayında baş çay üstadı konumuna gelmiştir ve burada ilk kez çay töreni odasını kurmuştur.Günümüzdeki bir çok çay okulu büyük üstat Sen No Rikyu (1522-1591)kurallarını örnek almaktadır. Kurslarda Japon kültürü daha ön plana alınarak Çin kültüründen uzaklaşılmaktadır. Rikyu'nun torunu Sotan bir çok çay okulu açmıştır bunlardan Ura Senke halka açıktı, Omote Senke ise soylu sınıfa hizmet vermekteydi . Ura Senke halen günümüzde faaliyetine devam etmektedir ve bu kültürü geçmişten geleceğe hiç bozulmadan aktarmaktadır.
|
Çay törenleri genellikle özel çay odalarında gerçekleştirilir. Önceki dönemlerde bu çay odaları , hanelerden uzak yeşilliğin içinde sakin yerlere inşa edilen küçük evlerde bulunmaktaydı. Bu evleri halen bir çok milli parklarda ve sarayların bahçelerinde ziyaret edebilirsiniz. Kyoto'da bulunan Katsura Sarayının Shokintei çay evi en güzel örneklerden biridir.
Konuklar çay odasına girdikten sonra nijiriguchi kapısının önünde çömelerek dünyevi sorunlardan uzaklaşırlar. Çay töreninin kendine özgü ve başka hiçbir yerde bulunmayan özellikleri vardır : davetliler, mevsim, duvardaki resimler, çevredeki çeşitli bitki ve çiçekler, kullanılan malzemeler, çaydan önce sunulan yemek, vs.. Çay töreni bir çok aşamadan oluşmaktadır, her aşamada insan varoluşun derinliklerinin daha da içine girer , doğaya daha da yakınlaşarak değerinin farkına varır.Aşağıdaki yazı Ura Senke büyük çay üstadı Sen Soshitsu'dan(15.yy) bir alıntıdır : "Çay töreni, Yani çaya giden yol , suyun kaynatılması, çayın konulması ve demlenmesi, davetlilere sunularak içilmesi aşamalarını konu alan basit bir sahnedir. Açık kalplilikle ve saygı ile sunulan çay büyük minnettarlıkla kabul edilir, sunulan çay tüm fiziksel ve ruhsal istekleri tatmin eder. Çılgınlıklarla dolu dünya, arzularımız, heveslerimiz vücudumuzu ve düşüncelerimiz çok yıpratır. O an kendimize baş başa kalabilecek sakin ve barışçıl bir ortam ararız. Chado disiplininde o aranılan yer çay evidir. Ahenk, saygı, saflık ve sükunet prensipleri , Chado'nun kanunlarını oluşturmaktadır. 400 yılından beri değişmeyen bu Japon geleneği birçok Japon olmayan kimsenin bu kültüre olan yakınlığını arttırmıştır ve katılımlarını sağlamıştır. Bu da diğer ulusların insanlarının Chado'ya olan ilgisinin artmasına yol açmış bir çok insanın "Çay Yolu" na katılmasına olanak sağlamıştır.Kullanılan gereçler ise şunlardır: Chasen, çay törenini hazırlayan kişinin çayı karıştırmak için kullandığı bambu karıştırıcı; cha-ire, toz çayın konulduğu seramik kap; kama (kettle) su kaynatılan kap; hashi (chopsticks) yemek çubukları; cha-wan çay kaseleri. Koicha (koyu çay) servisi başta yapılır daha sonra usucha (açık çay) servisi yapılır. Tören esnasında , çeşitli kaiseki (hamur işi), sake ve higashi (şekerleme) servisleri de yapılır.
UKİYO-E
Edebi olarak bu sanatın ismi yüzen dünyanın resimleri anlamına gelmektedir. Ukiyo-e ahşap basım resimler ilk Edo devrinde (1600~1868) ortaya çıkmıştır. Ve o günlerden günümüze birçok hikayeyi resmektedirler. Önemli kabuki aktörleri ve devrin ileri gelenleri resimlere konu olmuştur. Daha sonra doğa ve günlük yaşamda ressamların ana temaları haline gelmiştir. Bunların en güzel örneklerinden biri Hokusai'den Fuji dağının görünümüdür.
Resimler ressamlar, basımcılar ve ahşap kalpçıların ortak girişimleri sonucunda oluşturuluyor tabiki devrin önde gelen artistlerinden ve yayıncılarından da destek görüyordu.
Ukiyo-e ler daha çok kitapların içerisinde kullanılırdı, günümüzde kitaplardan bağımsız tek resim olarak da bulunmaktadırlar. Çıktıkları günden itibaren orta tabaka halk tarafından çabukça benimsenmiştir ve bir anda okuryazarlık seviyesinin üst düzeylere çıkmasına vesile olmuştur.Diğer bir taraftan geleneksel tiyatro kabuki için basılan posterler bir anda tiyatronun popülerliğini arttırmıştır. Ukiyo-e 19. yy.dan sonra batı sanatında önemli eserler veren Van Gogh, Monet, Degas ve Klimt gibi ressamlara da ilham kaynağı olmuştur.
18. yy. da yeni tekniklerin keşfedilmesiyle sanatçılar renkli eserler vermeye başlamıştır. Ukiyo-e sanatının bilinen en önemli isimleri ise Utamaro, Hokusai ,Hiroshige ve Sharaku dur.
Kitagawa Utamaro (1753~1806) resimlerinde daha çok güncel yaşam içerisinde yer alan insan portreleri ile meşhurdur. Bunun yanında içerisinde birçok ukiyo-e canlandırma bulunan kitapları vardır.
Katsushika Hokusai (1760~1849) resimlerinde daha çok doğayı ön planda tutmuştur bilinen en önemli eserlerinden biri ' Fuji Dağı'nın 36 görünümü' serisidir'.Ukiyo-e resim sanatı Japon kültürel kimliğine ait en önemli öğelerden biridir. Günümüzde halen birçok yeni sanatçı bu resimleri örnek alarak çalışmalarını sürdürmektedir. Orijinallerinin kopyası birçok Ukiyo-e 'yi alışveriş merkezlerinde hediye olarak bulabilirsiniz. Japon kültürünü seven biri için gerçekten iyi bir hediye olabilir. |
| |