NEFRiT

Description




«  September 2010  »
MonTueWedThuFriSatSun
 12345
6789101112
13141516171819
20212223242526
27282930 

My Links

* Home
* My Profile
* Weblog Archives
* Friends

SD Yayın Nedir

HDTV nedir SDTV nedir

HD (HighDefinition) yüksek çözünürlük demektir. HDTV’de yüksek çözünürlükte yayın yapan TV yayını anlamına gelir.
Peki neye göre yüksek çözünürlük?
Mevcut, alışılmış, standard 720*576’dan (PAL için) daha yüksek herhangi bir çözünürlük .
Örneğin 1280*1088 i, 1440*1088i, 1920*1088i yada 1280*720p gibi.

Peki neden böyle bir yayına gereksinme duyulmuş?
ProjeksiyonTV’lerle başlayıp plazmaTV’lerle devam eden, günümüzde de LCD-TV’lerle sürmekte olan ekran büyütme modasından.
Örnek vermek gerekirse 80cm’den büyük bir TV’de bir ShowTV, bir KanalD, birde yerel bir kanal seyredelim. Hangisi iyi görüntü veriyor?
Sıralama şöyle olur:
1) ShowTV
2) KanalD
3) YerelKanal
Niçin?
Çünkü çözünürlükler şöyledir:
1) 720*576
2) 704*576
3) 544*576
Görüldüğü gibi bazı yayınlar SD bile olamamışlardır (720*576)
Türkçesi ; bırakın HD’yi, SD TV’ler bile kendi çözünürlüklerine göre değişmektedir..
Bu nedenle büyüyen ekran boyutlarıyla uyum sağlamak adına çözünürlüklerin
artırılması bir ihtiyaç halini almış ve HDTV doğmuştur.

HDTV’yi anladık da nerden çıktı bu SDTV?
Renkli TV çıkmadan önce siyah-beyaz TV kavramı yoktu. Onun ismi yalnızca TV idi.
HDTV çıkmadan önce de SDTV yoktu, TV vardı.
Bu nedenle ayırt etmek için böyle bir ad verildi bizim meşhur standard çözünürlüklü TV’ye.


BU “i” VE “p” NE ANLAM İFADE EDİYOR. ÖRNEĞİN NEDEN 1280*1088 i

“i” interlaced’ in ,
“p”progressive’nin baş harfleridir. Bunlar TV yayını için kullanılan tekniği ifade eder


Posted: 07:07, 2010-Mar-21
Comments (592) | Add Comment | Link

Hdmi Nedir? Nerede Kullanılır? Nasıl Çalışır?

Yüksek çözünürlüklü televizyonlardan önce birçok televizyon görüntüyü 4:3 oranında yani kabaca bir kare şeklinde göstermekteydi. Bu teleziyonlar 704×480 piksel çözünürlük değerlerine sahipti. Gösterilen görüntüler interlaced yapıdaydı. Yani hareket eden herbir görüntü iki yarım resimden oluşmaktaydı. İnterlaced yapıda herbir resim iki resim parçasından oluşsada bu resim değişimi insan gözü tarafından algılanmaz. Eski nesil televizyonlar analog sinyallere dayanmaktadır. Analog sinyaller düzenli olarak değişen elektrik akımından oluşmaktaydı.
Hdmi

HDTV’ de ise dijital sinyal kullanmaktadır. Yani 1 ve 0′ lardan oluşan bilgileri işleme alınır. Bu bilgiler kablo üzerinden elektrik pulsları şeklinde iletilir. HDTV 16:9 görüntü oranına sahiptir. Yani görülen görüntü dikdörtgen şeklindedir böylece daha geniş bir alanın görüntüsü ekrana aktarılabilir. Ayrıca eski nesil analog sistemlere göre daha yüksek çözünürlüğe sahiptir. HDTV’ ler ile beraber günümüzde 1920×1080 piksel çözünürlüğe ulaşılmıştır. HDTV progressive yapıdadır. Yani herbir frame tek parça resimden oluşmaktadır.
Hdmi adaptor

Anlaşılacağı üzere HDTV standart TV’ lere göre daha geniş bir ekrana sahiptir, daha fazla pikseli vardır ve yenileme oranı daha yüksektir. Bunun yanı sıra HDTV eski nesil televizyonlardan daha fazla renk gösterebilmektedirler. HDTV dijital formatta bilgi alabilirse analog bilgiyi çevirmek için kullanacağı zaman ve enerjiden de tasarruf edecektir.

HDMI dijital cihazları birbirine yüksek bant genişliğinde bağlayabilmek için geliştirilen bir standarttır. Doğru bir kurulumla HDMI ev sinema sisteminde gözle görülür bir fark yaratacaktır.

Bu makalede HDMI kablonun içinde neler gerçekleştiğine, standart özelliklerine ve zayıf yanlarına değinilecektir.

HDMI Sinyalleri

HDTV ile iletilen sinyalin bir kodlama aşamasından geçmesi gerekmektedir. HDMI sinyali bir yerden başka bir yere ulaşmak için transition minimized differential signalling ( TDMS ) metodunu kullanmaktadır. TDMS kablo uzunluğu nedeniyle sinyalde oluşabilecek zayıflamayı azaltacak bir kodlama türüdür. Bu kodlama aşağıdaki adımlarla gerçekleşmektedir :

- HD-DVD gibi bir sinyal gönderici cihaz sinyal kalitesinde bir azalma olmaması için encode işlemi yapar.

- Bükülü kablonun biri kendi sinyalini taşır diğerleri ise sinyalin ters eşleniğini taşırlar.

- HDTV gibi bir alıcı cihaz gelen sinyali decode eder. Sinyal ve ters eşleniği arasındaki farkı ölçer. Elde ettiği bilgi kayıpları karşılamak için kullanır.
Hdtv televizyon

HDMI ayrıca veri güvenliğini sağlamak konusunda da yeteneklere sahiptir. Yüksek bant genişlikli kopya koruma ( HDCP ) teknolojisine sahiptir. HDCP bir tanımlama protokolüdür. Temel olarak herbir home-theather cihazının tanımlama ve şifreleme datası vardır.

HDMI Bağlantıları

Home-theather malzemelerini birbirine bağlamak için birçok yol bulunmaktadır. Örneğin :

Kompozit video : İki kanal renk ve üçüncü bir kanal olarak parlaklık bilgilerini taşıyan analog video sinyali taşır. Bu video kabloları bağlantı için RCA konnektörleri kullanırlar.

S-video : Tek bir kablo ve dört pinli bir konnektör ile analog video sinyalini iletir.

DVI : Bilgisayar monitörlerinde sıkça kullanılan 29 pinli bir bağlantıdır. Kompozit video ve s-video sinyallerinin tersine dijital sinyal taşır.

Birçok HDTV erken dönem adaptörler DVI’ ya dayanmaktaydı. HDMI geliştirildikten sonra DVI yerini HDMI’ ya bırakmıştır. DVI ve HDMI’ da TMDS protokolünü kullanmaktadırlar yani birbirleriyle uyumludurlar. Bir HDMI kabloyu DVI porta takmak için pasif bir adaptör yeterli olacaktır.

DVI ve HDMI konnektörler bazı benzer noktaları daha vardır. Her ikiside sinyalleri iletmek için pinlerden oluşan bir ızgaraya sahiptir. DVI 29 pine sahiptir. HDMI type A ise 19 pine sahiptir. DVI konnektörlerin ayrıca takıldığı cihaza tutturulması için iki adette vidası bulunmaktadır. HDMI konnektörler ise takılması için ekstra bir desteğe ihtiyaç duymazlar.
Pal Hdtv farkı

Dijital kameralar gibi bazı elektronik aletlerde minyatür HDMI konnektörler kullanmak gerekebilir. Bu konnektörle 29 pinlidir ve type B olarak isimlendirilirler.
HDMI konnektörler

HDMI’ da kullanılan kablolar iki kategoriye ayrılır. Category 1 kablolar 74.25 MHz, Category 2 kablolar ise 340 MHz hıza sahiptirler.


Posted: 07:14, 2010-Mar-20
Comments (0) | Add Comment | Link

Çin kültüründe yeşim taşı

       Çin, bir yeşim taşı ülkesidir. Çin'in sahip olduğu yeşim taşı kültürü, 7 bin yıl, hatta daha uzun bir geçmişe dayanıyor. Çinlilerin yeşim taşı sevdası, gizemli bir renk taşır, çünkü Çinliler yeşim taşını gökyüzünün ve yerkürenin özlerini içeren ve insan ile tanrılar arasında köprü rolü oynayan bir aracı olarak görür. Yeşim taşını sevmek Çinlilerin binlerce yıldır koruduğu bir gelenektir. Yeşim taşı geleneksel Çin kültüründe önemli bir konuma sahiptir. Yeşim taşının Çince karakteri, kral anlamındaki karakterle aynı şekildeydi. Feodal imparatorluk sisteminin ortaya çıkmasından sonra iki karakterin ayırılması için kral kelimesine bir nokta eklenerek, yeşim taşının yeni şekli yaratıldı. Buna göre yeşim taşı ile kral arasında sıkı bir bağ vardı. Eskiden yeşim taşı, itibarın simgesi olarak sadece imparator ve hanedan yöneticileri tarafından kullanılabiliyordu; halkın kullanması yasaktı.

      İlkbahar ve Sonbahar Dönemi'nde Chu Beyliğinde Bian He adlı bir yeşim taşı ustası varmış. Bian He bir gün bir dağda, bir taş üzerinde duran bir anka kuşu görmüş. Efsanede kutsal olan anka kuşunun sıradan bir taş üzerine konmaması gerektiği için, Bian He, bu taşın yeşim taşı olduğu sonucuna varmış. Bian He, taşı krala götürmüş. Kralın taş oyma ustası taşa bakınca sıradan bir taş olduğunu söylemiş, buna çok kızan kral, ihanet suçuyla Bian He'nin sol bacağını kestirmiş. Kral öldükten sonra tahta oğlu geçmiş. Bian He taşı bir kez de yeni krala götürmüş, sonuç aynı olmuş, Bian He de sağ bacağını da kaybetmiş. Sonra eski kralın torunu Kral Wen tahta geçmiş. Bian He bu sefer yeşim taşını kucaklayarak dağ eteğinde tam üç gün üç gece ağlamış. Kral Wen haberi alınca hemen birisini Bian He'ye göndererek, nedenini sordurmuş. Bian He, iki bacağı kesildiği için değil, yeşim taşı sıradan bir taş olarak görüldüğü için ve sadık bir kişi suçsuz olduğu halde cezalandırılarak hakaret gördüğü için üzüldüğünü söyleyerek cevap vermiş. Kral Wen hemen taşın işlenmesi talimatını vermiş, içinden çok nadir bir yeşim taşı çıkmış. Bu yeşim taşına Bian He'nin ismini taşıyan "He Yeşim Taşı" adı verilmiş. He Yeşim Taşı sonra devlet mücevheri haline gelmiş ve bir dönem Zhao Beyliği'ne getirilmiş. M. Ö. 283 yılına gelince Qin İmparatorluğu, Zhao'da He Yeşim Taşı bulunduğunu öğrenince taşın karşılığında 15 kent vermeyi teklif etmiş. Zhao'dan çok daha güçlü olan Qin hanedanı sonunda yeşim taşını ele geçirmiş. Bir parça taş olmasına rağmen 15 kent değerinde olduğu için "kentlere bedel" ifadesi bir deyim haline geldi. Qin hanedanının son imparatoru, He Yeşim Taşı ile yapılan devlet mühürü Qin yerine geçen Han hanedanının kurucusu Liu Bang'a teslim etmiş. Ancak M.Ö. 206 ile 8 yılları arasında mühürün bir köşesi, taht mücadeleleri sırasında kırılmış, yerine altın konmuş. Bununla birlikte yeşim taşının işlenmesi sırasında taş üzerine altın oyma tekniği oluşturulmuş, tıpkı 2008 yılında düzenlenen Beijing Olimpiyat Oyunları için tasarlanan madalyalardaki gibi...

      Hammaddelerin durmadan azalması ve piyasadaki talebin artması sonucunda, yeşim taşının fiyatı son yıllarda şaşırtıcı bir hızla yükseldi. Veriler, aynı kategorideki 1. dereceden Hotan beyaz yeşim taşının kilogram fiyatı 1970'lerde 100 yuan civarındayken, 2000 yılında 10 bin yuanı geçtiğini gösteriyor. Günümüzde ise fiyatı 1 milyon yuanın üzerinde ve hâlâ yükselmeye devam ediyor.

       Yeşim taşından yapılan süs eşyaları, en çok görülen yeşim taşı ürünleridir. Eskiden Çinliler, yeşim taşının uğur getirdiğini sanıyordu. Çinlerin yeşim taşından yapılma süs eşyalarından zevk alması bin yıldan fazladır süren bir gelenek. Ming ve Qing hanedanları dönemine gelince bunlar bir moda haline geldi. Örneğin Ming hanedanı döneminde yeşim taşı işçiliği epeyce gelişmiş, yeşim taşı da kıyafetlerde eksik olmaması gereken bir madde haline gelmiş. İmparator ve imparatoriçenin kıyafetlerinde mutlaka yeşim taşı bulunurken, aileleri ve vezir ile diğer yetkililer de rutbelerine göre farklı kalitede yeşim taşı eşyalar takıyordu. Bugüne kadar en iyi şekilde korunan eşya yeşim taşı kemeri oldu. Qing hanedanı ibaşına gelince yeşim taşından yapılan süs eşyalarının çeşitleri daha da zenginleşti. Büyük parmağa takılan, yuvarlak ve ok atmayı kolaylaştıran yeşim taşı, çift balıklı yeşim taşı, tavuk kalpli yeşim taşı gibi eşyalar vardır. Bunların hepsinin mutluluk getirdiğine inanılır... Şu an, yeşim taşından yapılan bilezik ve kolye ucu çok moda.

        Çin piyasasında en çok rağbet görenler arasında Hotan yeşim taşı ve zümrüt yer alıyor. Hotan yeşim taşı, üretim merkezi Hotan'ta olduğu için bu ismi almış. Aslında aynı tür yeşim taşı Qinghai, Sichuan ve Liaoning gibi bölgelerde bulunuyor. Taiwan'daki Taiwan zümrütü de Hotan yeşim taşıyla aynı kategoride. Zamanla, yeşim taşlarını renklerine göre ayırmak için özel bir yöntem geliştirildi.

        Piyasada en çok rağbeti Hotan yeşim taşının görmesine rağmen, yıllardır yapılan kazılar ve bilimsel olmayan kazılar nedeniyle Hotan yeşim taşı bölgesinde kaynağın tükenmesi tehlikesi ortaya çıktı.

        Zümrütün Çin'deki değerlendirilmesinin tarihi çok kısadır. Aşağı yukarı 300 yıllık bir geçmişi vardır. Eskiden Çinliler, zümrüdün insan sağlığını koruduğuna inanırdı. Uzmanlar, zümrüt ile insan sağlığı arasında bir tür ilişki bulunduğunu ve zümrüdün vücuttaki bağışıklık gücünü artırarak, insan sağlığının güçlendirilmesinde önemli bir rol oynadığını belirtiyor.


Posted: 07:11, 2010-Mar-20
Comments (0) | Add Comment | Link

HDTV ler için özel bağlantı: HDMI

HDTV’lerin üstün kalitedeki yayınları oldukça yüksek bir bant genişliğine ihtiyaç duyulmasına neden oluyor. En yüksek kalitede görüntü elde edilmesi amacıyla sıkıştırma veya dijital analog dönüştürme yapılmadan görüntüler HDTV destekli aktarılıyor. Şimdiye kadar etkili bir yol olarak bilinen ama pahalılığı dolayısıyla fazla kullanılamayan DVI yerine daha ucuz ve daha az enerji harcayan HDMI bağlantı türü, HDTV teknolojisiyle birlikte gelen önemli bir yeniliktir. HDMI bağlantısı, HDTV’lerdeki yüksek nitelikli yayınların diğer cihazlara aktarımını ve High Definition içeriklerin rahatlıkla HDTV’lerde seyredilebilmesini sağlamaktadır.

HDMI bağlantısı, 1.3 versiyonu için 10.2 Gbps gibi oldukça geniş bir bant genişliği sunmaktadır. Böylece HDTV’lerden de daha yüksek çözünürlükteki teknolojiler için de kullanılabilecekleri görünmektedir. Ayrıca HDMI’ların aktarım mesafesi 15 metreye kadar çıkıyor.Buna karşın HDMI’larda daha az enerji tüketiliyor. İlk olarak 2002 yılında 1.0 versiyonu çıkan HDMI’lar bugün 1.3 versiyona ulaşmış durumdadır. HDMI 1.3, daha önceki versiyonlara gore daha fazla renk içeren, daha yüksek çözünürlüklü görüntüleri kaldırabilecek, saniyede daha fazla görüntü gösterebilecek bir bağlantı türüdür. Geleceğin HD görüntüleri HDMI 1.3 bağlantısına göre hazırlanmış olacaktır.

Dijital TV yayını
Artık televizyon izleyicileri sevdikleri programları kendilerinin belirlediği saatte seyredebilme imkanına sahipler. Televizyon seyrederken telefon çalarsa veya aniden evden çıkmanız gerekirse “pause” tuşuyla yayını durdurabileceksiniz. En güzel artısı ise sürekli film ve dizi arasına giren dakikalarca süren reklamları ileri sarabilecek olmanız. Futbol maçı seyrederken atılan golü farklı açılardan veya kale arkasından açılacak yeni pencerelerle seyretme imkanı da, size evde gerçek stadyum keyfini yaşatacaktır. Dijital yayın, özellikle HDTV’lerle izlendiğinde daha fazla anlam kazanıyor. Çünkü dijital yayıncılığın gerektirdiği ses ve görüntü kalitesi en iyi HDTV’lerle sağlanabiliyor. Ayrıca aynı ekranda birden fazla pencere açılması gereken durumlarda yüksek çözünürlük hayati önem taşıyor. Hem programı seyretmek, hem reklamlardan ürünleri takip etmek, hem de alışveriş yapmak en fazla HDTV’lerle mümkün hale geliyor. Kısacası HDTV, dijital yayıncılığın da gelişmesiyle birlikte geleceğin televizyon yayını teknolojileri içinde önemli gelişmelerden biri olacaktır.

Tabii ki HDTV’lerde seyredilebilecek High Definition görüntüler, sadece bu özelliğe sahip kanallar ve programlarla sınırlı değil. Ayrıca HD-DVD ve Blu-Ray diskleri internetten indirilen HD görüntüler ve oyun konsolları HDTV’lerde seyredilmek üzere sizleri bekliyor.


Posted: 05:32, 2010-Mar-20
Comments (0) | Add Comment | Link

HDMI Nedir ?

Her evde bulunan ve bir çoğumuzun saatlerce başından kalkamadığımız televizyonlar herhalde en yavaş evrim geçiren elektronik cihazlar oldular. Son günlerde gelişen görüntüleme teknolojileri ve dijital uydular sayesinde oturma odalarımızın değişmez parçası televizyonlarımızda çağa uygun halde bir ilerleme gösteriyorlar. Şu an yayılma hızı, yüksek maliyetleri nedeni ile pek hızlı olmasada HDTV, geleceğin televizyon standartı olacak. Düşük çüzünürlükteki görüntüler yerlerinini yüksek netlikte ve çok iyi ses kalitesine sahip kayıtlara bırakacaklar.

HDTV ve kaliteli ses kodlama evlerimizde bizlere sinema kalitesinde seyir vaad ediyorlar fakat ses ve görüntü kalitesindeki artış nedeniyle HDTV oldukça fazla miktarda bant genişliğine ihtiyaç duymakta. Kullanılan teknolojilerde görüntü ve sesden kayıp olmaması amacı ile veri hiç sıkıştırılmadan ve dijital olarak HDTV destekli alıcıya gönderiliyor. Arada sıkıştırma ve dijital-analog dönüşüm yaşanmadığı için elde edilebilecek en üst başarım sağlanmış oluyor.

Fakat vericiden alıcıya görüntü aktarımı bildiğimiz s-video yada komposit kablolarla yapılamayacak kadar yüksek bant genişliğine ihtiyaç duymakta. Şimdiye kadar pahalı ve tam benimsenmemiş olan DVI yüksek kalitedeki görüntünün taşınması için tek yoldu fakat sektörde önemi yeni anlaşılan ve tek olma ve yolunda emin adımlarla giden HDMI görüntü ve ses aktarım teknolojisi, DVI ın yerini alamaya hazır.




HDMI'ın pin sayısı ve sırası olarak yapısı, DVI la birebir aynı. Fakat paketlenmesi ve görüntüye ek olarak birde ses aktarabilmesi HDMI'ı DVI'dan bariz bir şekilde ayıran farklar. HDMI, 5Gbps gibi oldukça yüksek bir bant genişliği sunuyor. 1080p çözünürlüğündeki görüntü ve 8 Kanal 192 Khz de kodlanmış sesin 4Gbps dan daha az bir bant genişliğine ihtiyaç duyduğunu düşünürsek, HDMI hem bu günün hemde geleceğin görüntü ve ses aktarım standartı gibi duruyor.

Kaliteli bir DVI kablonun fiyatı 100$ a kadar çıkarken, basit yapısı ile iki (2) metrelik bir HDMI kablonun ortalama fiyatı 20$ civarında. Ayrıca DVI da uzun mesafelere aktarım mümkün olmazken, HDMI kayıpsız bir şekilde 15 metreye kadar görüntü ve ses aktarabilmekte. Oldukça küçük bir yapıya sahip olması notebook ve benzeri taşınabilir cihazlardada kullanılabilmesini kolaylaştırıyor.

HDMI'ın getirdiği bir özellikte bu teknolojinin çift taraflı işleyebilmesi, yani alıcıdan monitöre görüntü aktarımı yapılırken monitörden alıcıyada bilgi aktarımı gerçekleştirilebiliyor. Bu şu an için ne işe yarayabilirki diyebilirsiniz fakat dokunmatik ekranlarda en azından ek kablolama derdini ortadan kaldıracaktır veya ileride çıkacak daha değişik ve akılcı tasarımlara şimdiden hazır olmasıda ayrı bir avantaj.

HDMI aslında 2002 yılında 1.0 versiyonu, 2004 yılında da geliştirmelerle 1.1 versiyonu standartlaşmış bir teknoloji fakat günümüzde HDTV yayınların ve televizyonların artması ile üreticiler için önem kazanmaya başladı zira kaba görünüşlü ve sadece görüntü aktarabilen, pahalı DVI yerine ince, zarif ve ses aktarım kabiliyetleri olan ucuz bir teknoloji olan HDMI, hem üretim maliyetlerini düşürmekte hemde geriye olan uyumluluğu sayesinde cihazı eski yeni bütün çevre birimleri ile kullanılabilir kılmakta. HDMI'ın DVI a göre belkide en büyük özelliklerinden biride Intel'in geliştirdiği HDCP içerik koruma güvenlik yeteneklerine sahip olması, böylece taşınan verinin kayıt altına alınması veya çoğaltılması engellenmiş oluyor. Ayrıca bu sayede bilgisayarlara nihayet tam güvenli paralı içerik dağıtılabilecek.

Philips ve benzeri büyük firmaların HDTV uyumlu HDMI çıkışa sahip alıcıları duyurulmuş durumda.Ayrıca Microsoft Media Center ile, Intel ise Multimedia PC ile bu teknolojiyi destekleyen devler arasında. Bizlere daha yüksek kalitede ses ve görüntüyü daha küçük boyutları ile göz zevkimizi bozmadan sağlayabilecek HDMI arkasındaki büyük firmaların desteği ve sağladığı band genişliğinin ileriye dönük bir şekilde yüksek olması ile hızlı bir şekilde yayılacaktır.


Posted: 05:29, 2010-Mar-20
Comments (0) | Add Comment | Link

Bir köpek yaşı niçin yedi insan yaşına eşittir

Evlerinde köpek bulunduranlar, köpelkerinin yaşlarını insan yaşlarıyla karşılaştırabilmek için, her köpek yaşının yedi insan yaşına eşit olduğunu varsayarlar. Peki bu doğru mudur? Tam olarak değil... Bu konuda üretilen çeşitli formüller var ama en basit ve akla yatkın olanı şu: Köpeğin birinci yaşı= 21 insan yaşı Köpeğin sonraki her yaşı:4 insan yaşı Buna göre 7 yaşında bir köpeğiniz varsa insan ömrüne göre; 21+(6*4)=45 yaşındadır. Bu hesaba devam edersek 10 yaşındaki bir köpeğin yaşı, insanın 57 yaşına eştir. 15 yaşındaki bir köpek ise 77 yaşındaki bir insanla aynı yaştadır. Bu hesap şekli akla uygundur. Bir köpek yaşı yedi insan yaşına eşittir düşüncesi seksüel olgunluğa erişmiş bir yaşındaki köpekle 7 yaşındaki bir çocuk arasında farkı düşününce anlamsız kalıyor.


Posted: 09:45, 2010-Mar-17
Comments (0) | Add Comment | Link

Köpekler Renkli Görür mü

Köpeklerin dünyayı siyah beyaz gördüğü yönünde yaygın bir inanış vardır. Aslında bu inanış tam olarak doğru değil.

İnsan gözü aydınlıkta en net görmek üzere ayarlanmıştır. Köpek gözleri ise pek çok predator da olduğu gibi, loş ışıkta en net görmek için ayarlıdır.

Gözün retina (sinir) tabakasında loş ışıkta gören ve harekete duyarlı “rod” hücreleri ile renge ve detaya duyarlı kon hücreleri vardır. İnsan retinasında 3 çeşit kon hücresi vardır. Köpek retinasında ise sadece 2 adet kon hücresi mevcut. Bunun sonucunda köpekler; kırmızı-yeşili ayırdedemeyen renk körü bir insan gibi görürler. Renk körü insanlar için de geçerli olan yaygın inanışın tersine, köpeklerin dünyayı siyah beyaz görmez. Sadece kımızı ve yeşili ayırdedemezler.

Köpeklerin yüzün 2 yanında yer alan gözleri sonucu görme alanı 240 derecedir. İnsanlarda ise yanlara doğru olan görme alanı 200 derecedir. Kedi ve köpeklerde retinanın altında gelen ışığa ayna etkisi yapan ve gece avlanmak için daha net görmeye yardım eden “tapetum” tabakası vardır. Bu yüzden araba farları ile hayvan gözleri parlar.


Posted: 09:41, 2010-Mar-17
Comments (0) | Add Comment | Link

Pitbull Özellikleri


Yaşam Ortamı

Yeterli dolaştırılabilirse apartman yaşamı için uygundur. Kapalı ortamlarda çok aktif olduğu için bahçeli bir ev tercih sebebidir. Kısa tüylü bir ırk olduğu için soğuğu pek sevmez.

Egzersiz İhtiyacı 

Düzenli olarak yeterli derecede egsersiz yaptırılmalıdır. Fakat diğer hayvanların ve insanların içinde tasmasız gezdirilmemelidir.

Bakımı

Kısa ve düzgün bir tüy yapısına sahip olduğu için bakımı kolaydır. Tel bir fırçayla düzenli olarak fırçalanmalıdır. Çok sık yıkanmaya ihtiyaç göstermezler.

Kökeni

Bull ve Terrier ırklarından türetilmiştir. Dayanıklılık ve azim konusunda köpekler içinde haklı bir yere sahiptir. Bazı araştırıcılar köpeğin eskiden Bulldog' tan köken aldığını savunmaktadırlar. Eski yazılı kaynaklar ve figürler de bunu doğrular niteliktedir. Oradaki figürlerde köpeğin bugünkü görünümünde olduğu ve o zaman da dövüş için kullanıldığı anlaşılmaktadır. Bugün, bilhassa ABD' de bu köpeğin dövüş için eğitimine yasak getirilmeye çalışılmaktadır. Medya da bu konuda yayınlarını devam ettirmektedir. Daha da ileri giderek tamamen yasak getirmeye veya en azından izole bir vaziyette yaşamaları istenmektedir. Avrupa, hatta tüm dünyadan bu konuda şikayetler yükselmektedir. İşin ilginç tarafı Pitt Bull bu kadar şikayet edilen bir köpek olmasına rağmen aslında birçok yeteneği olan bir ırktır. Avcılık (bilhassa kemirgenler-fare), koruma, polis köpeği, iş ve çoban köpeği olarak dahi kullanılabilmektedir.


Posted: 02:44, 2010-Mar-8
Comments (0) | Add Comment | Link

Aşık Veysel Şatıroğlu

Veysel Şatıroğlu,1894’te Sivas’ın Şarkışla ilçesine bağlı Sivrialan köyünde dünyaya geldi. Veysel’in dünyaya geliş öyküsü, Anadolu köylerinde hemen birçok çocuğun yaşadığı olağan bir doğum biçimidir. Ama, bugün özellikle dışarıdan bakanlar için ilginçtir, olağandışıdır. Anlatmak gerekirse, annesi Gülizar Ana, Sivrialan dolaylarındaki Ayıpınar merasında koyun sağmaya giderken sancısı tutmuş, oracıkta dünyaya getirmiş Veysel’i. Göbeğini de kendisi kesmiş, bir çaputa sarıp yürüye yürüye köye dönmüştür.

Veysellere yörede “Şatıroğulları” derler. Babası “Karaca” lakaplı, Ahmet adında bir çiftçidir. Veysel’in dünyaya geldiği sıralar, çiçek hastalığı Sivas yöresini kasıp kavurmaktadır. Veysel’den önce, iki kız kardeşi çiçek yüzünden yaşamlarını yitirmiştir.

Yedi yaşına girdiği 1901’de Sivas’ta çiçek salgını yeniden yaygınlaşır; o da yakalanır bu hastalığa. O günleri şöyle anlatıyor: “Çiçeğe yatmadan evvel anam güzel bir entari dikmişti. Onu giyerek beni çok seven Muhsine kadına göstermeye gitmiştim. Beni sevdi. O gün çamurlu bir gündü, eve dönerken ayağım kayarak düştüm. Bir daha kalkamadım. Çiçeğe yakalanmıştım... Çiçek zorlu geldi. Sol gözüme çiçek beyi çıktı. Sağ gözüme de, solun zorundan olacak, perde indi. O gün bu gündür dünya başıma zindan.”

Bu düşmeden sonra Veysel’in belleğine bir de renk işler: Kırmızı. Düşerken büyük bir olasılıkla elinde sıyrık oluyor, kanıyor. Bunu eşi Gülizar Ana şöyle anlatıyor: “Bilinmez değilsin, renklerden yalnız kırmızıyı hatırladı. Gözleri gönlüne çevrilmeden önce, yani çiçek hastalığına yakalanmadan önce düşmüştü. Kan görmüştü. Kanın rengini hatırlardı yalnız. Kırmızıyı... Yeşili de elleriyle bulur ve severdi.”

Sağ gözünün görme şansı varmış, ışığı seçebiliyormuş bu gözüyle o sıralar. Yalnız yakınlardaki Akdağmağdeni’nde doktor varmış. Babasına “Çocuğu Akdağmadeni’ne götür, orada gözünü açacak bir doktor var” demişler. Sevinmiş babası.

Ne var ki, olumsuzluklar yakasını bırakmamış Veysel’in. “Bir gün inek sağarken babası yanına gelmiş. Veysel ansızın dönüverince; babasının elinde bulunan bir değneğin ucu öteki gözüne girivermiş. O göz de akıp gitmiş böylece.”

Ali adında bir ağabeyisi ve Elif adında bir kızkardeşi varmış Veysel’in. Tüm aile çok üzülmüş, günlerce gözyaşı dökmüş bu hale. Bundan böyle bacısı elinden tutarak gezdirmeye, dolaştırmaya başlar Veysel’i. Gittikçe içine kapanmaktadır Veysel. Emlek yöresi olarak adlandırılan Sivas’ın bu âşığı/ozanı bol diyarında, Veysel’in babası da şiire meraklı, tekkeyle içli-dışlı biriymiş. Veysel’in dertlerini birazcık da olsa unutacağı bir uğraş olsun diye bir saz verir eline. Halk ozanlarından da şiirler okuyup, ezberleterek avutmağa çalışırmış oğlunu. Ayrıca yöre ozanları da zaman zaman babası Şatıroğlu Ahmet’in evine uğrar, çalıp söylermiş. Merakla dinlermiş bunları Veysel. Komşuları Molla Hüseyin de sazını düzenler, kırılan tellerini takarmış.

İlk saz derslerini babasının arkadaşı olan Divriği’nin köylerinden Çamışıhlı Ali Ağa’dan (Âşık Alâ) almış. Kendini de iyice saza vermiş; usta malı şiirlerden çalıp söylemeye başlamış. Karanlık dünyasını aydınlatan ozanlar dünyasıyla Çamışıhlı Ali tanıştırıyor daha çok Veysel’i. Pir Sultan Abdal, Karaoğlan, Dertli, Rühsati gibi usta ozanların dünyalarıyla tanışıyor böylece.

“Âşık Veysel’in hayatında ikinci mühim değişiklik seferberlikte başlamıştır. Kardeşi Ali de cepheye gitmiş, küçük Veysel kırık telli sazıyla yalnız kalmıştır. Harp patladıktan sonra Veysel’in bütün arkadaşları, emsalleri cepheye koşuyorlar. Veysel bundan da mahrum...

Böylece münzevi olan ruhunda ikinci bir inziva da açılmıştır. Arkadaşsızlık acısı, sefalet, onu çok bedbin, umutsuz ve mahzun ediyor. Artık küçük bahçesindeki armut ağacının altında yatıp kalkmakta, geceleri ağaçların ta tepelerine çıkarak içindeki derdini göklere ve karanlıklara bırakmaktadır.”

O günlerini Aşık Veysel şöyle anlatır Enver Gökçe’ye;

“Eve girerim, yüzüm asık: anam babam halimi bilmez. Ben onlara derdimi, dokunmasın diye, açamam. Onlar benim kafa tuttuğumu zannederler, bense derdimi dökmekten çekinirim, öyle ki, sazdan bile farır gibi oldum.”

Bunda biraz Anadolu’da “erkek oğlan” olgusunun etkisi varsa, daha çok Veysel’in vatanseverliğinin, vatana olan borcunu ödeme duygusunun ağırlığı vardır. Sonradan şöyle dizeleştirir bunu:

“Ne yazık ki bana olmadı kısmet

Düşmanı denize dökerken millet

Felek kırdı kolumu, vermedi nöbet

Kılıç vurmak için düşman başına.

Bugünler müyesser olsaydı bana

Minnet etmez idim bir kaşık kana

Mukadder harici gelmez meydana

Neler geldi bu Veysel’in başına.”

Veysel’in annesi ve babası seferberlik sonlarına doğru “belki biz ölürüz ve kardeşi Veysel’e bakamaz” düşüncesiyle Veysel’i Esma adında, akrabalarından bir kızla evlendiriyorlar. Esma’dan bir kız, bir oğlu oluyor Veysel’in. Oğlan çocuğu daha on günlükken annesinin memesi ağzında kalarak ölüyor... Veysel’in acıları bununla da bitmiyor; aksilikler, talihsizlikler üst üste gelmeye başlıyor.1921’in 24 Şubat’ında annesi bir gün ondan onsekiz ay sonra da babası ölüyor. Bu arada bağ, bostan işleriyle uğraşıyor. Köye de bir çok âşık gelip gitmekte, Karacaoğlan’dan, Emrah’tan, Âşık Sıtkı, Âşık Veli gibi saz şairlerinden çalıp söylemektedirler. Köy odalarındaki bu âşık fasıllarından Veysel de geri kalmamaktadır.

Ağabeysi Ali’nin bir kız çocuğu daha olunca çocuklara ve işlere bakması için bir azap (hizmetkar) tutuyorlar. Bu hizmetkar ileride Veysel’in bağrında açılacak başka yaranın sebebi olacaktır. Bir gün Veysel hasta yatarken, kardeşi Ali de keven toplamakta iken, Veysel’in ilk eşi olan Esma’yı kandırarak kaçırıyor bu yanaşma. Veysel’in acılı yaşamına bir acı daha ekleniyor böylece.

Karısı bir başına bırakıp gittiğinde Veysel’in kucağında henüz altı aylık kızı varmış. İki yıl kucağında gezdirmiş Veysel onu, ne çare o da yaşamamış.

Bir şiirinde dile getirdiği gibi:

“Talih çile kadar sözü bir etmiş,

Her nereye gitsem gezer peşimde.”

Bin katmerli acılar silsilesi kısacası.

“O artık alemden, bu diyardan uzaklaşmak, göçmek isteyen bir ruh haleti içindedir.1928’de en iyi arkadaşı olan İbrahim ile Adana’ya gitmeye karar veriyorlar. Fakat Sivas’ın Karaçayır köyünde Deli Süleyman isminde birisi âşığı bu ilk seyahatinden vazgeçiriyor. Veysel’i dinleyelim:

“Bu adam, saz çalarım dinler, söze başlarım keser. Gideyim derim, ‘ah kivra, çoluk çocuk ağlaşıyor, gel gitme’ diye elime ayağıma düşer. Nihayet dayanamadım, gitmiyorum vesselam diye bu seyahatten vazgeçtim.”

Veysel’in köyünden ilk ayrılışı şöyledir: Zara’nın Barzan Baleni köyünden Kasım adında birisi Veysel’i köyüne götürerek iki üç ay beraber yaşıyorlar. Kendisini Adana’ya göndermeyen Deli Süleyman, Sivas’lı Kalaycı Hüseyin, Veysel’e yol arkadaşlığı ediyorlar. Dönüşte Veysel, Hafik’in Yalıncak köyüne ve Zara’nın Girit köyüne uğrayarak 9 liraya güzel bir saz alıyor; Sivas’tan Sivrialan’a dönerlerken arkadaşları bir “üç kağıtçı” grubuna yakalanarak bütün paralarını kaybediyorlar. Arkadaşları Veysel’in 9 lirasını da alarak kumara veriyorlar. Veysel bu hadiseden bir müddet sonra Hafik’in Karayaprak köyünden Gülizar adlı bir kadınla evleniyor.”

1931 yılında Sivas Lisesi edebiyat öğretmeni olan Ahmet Kutsi Tecer ve arkadaşları “Halk Şairlerini Koruma Derneği”ni kuruyorlar. Ve 5 Aralık 1931 tarihinde de üç gün süren Halk Şairleri Bayramı’nı düzenliyorlar. Böylece Veysel’in yaşamında önemli bir dönüm noktası işlemeye başlıyor. Denebilir ki, Veysel için A.Kutsi Tecer’le tanışması hayatında yeni bir başlangıcı işaretliyor.

1933’e kadar usta ozanlarından şiirlerinden çalıp söylüyor. Cumhuriyet’in onuncu yıldönümünde A. Kutsi Tecer’in direktifleriyle bütün halk ozanları cumhuriyet ve Gazi Mustafa Kemal üzerine şiirler düzmüşler. Bunlar arasında Veysel de var. Veysel’in günışığına çıkan ilk şiiri böylece “Atatürk’tür Türkiye’nin ihyası”... dizesiyle başlayan şiir oluyor. Bu şiirin gün yüzüne çıkışı, Veysel’in de köyünden dışarıya çıkması oluyor.

O zaman Sivrialan’ın bağlı olduğu Ağacakışla nahiyesi müdürü Ali Rıza Bey, Veysel’in bu destanını çok beğeniyor, “Ankara’ya gönderelim” diye istiyor. Veysel de “Ata’ya ben giderim” diye vefalı arkadaşı İbrahim ile yayan yola düşüyor. Karakışta yalınayak, başı kabak yola çıkan bu iki arı gönül, bu iki insan örneği, üç ay yol çiğneyerek Ankara’ya geliyorlar. Veysel Ankara’da konuksever tanıdıkların evlerinde kırkbeş gün misafir kalıyor. Destanı Atatürk’e getirmek hevesiyle geldiğini söylüyorsa da destanı Atatürk’e okumak kısmet olmuyor. Eşi Gülizar Ana: “Ata’ya gidemediğine bir, askere gidemediğine iki; yanardı ki o kadar olur...” diyor. Ancak, Hakimiyet-i Milliye (Ulus) basımevinde destanı gazeteye veriliyor. Destan gazetede üç gün boyunca yayınlanıyor. Bundan sonra da bütün yurdu dolaşmaya, dolaştığı yerlerde çalıp-söylemeye başlıyor, seviliyor, saygı görüyor.

O günleri şöyle anlatıyor: “Köyden çıktık. Yaya olarak Yozgat köylerinden Çorum-Çankırı köylerinden geçip üç ayda Ankara’ya gelebildik. Otele gitsek para yok. ‘Nere gidek? Nasıl Edek? ” diye düşünüyoruz. Dediler ki: “Burada Erzurumlu bir Paşa Dayı var. O adam misafirperverdir.” O zamanlar Dağardı diyorlardı, (şimdiki Atıf Bey Mahallesi) orada ev yaptırmış Paşa Dayı. Gittik oraya. Adamcağız hakikaten misafir etti. Birkaç gün kaldık o zaman, Ankara’da, şimdiki gibi kamyon filan yok. Bütün işler at arabalarıyla görülüyor. At arabaları olan, Hasan Efendi adında bir adamla tanıştık. O, bizi evine götürdü. Kırkbeş gün Hasan Efendi’nin evinde kaldık. Gideriz, gezeriz, geliriz; adam yemeğimizi, yatağımızı, herşeyimizi sağlar. Dedim ki: -‘Hasan Efendi biz buraya gezmek için gelmedik! Bizim bir destanımız var. Bunu, Gazi Mustafa Kemal’e duyurmak istiyoruz! Nasıl ederiz? Ne yaparız? ’

Dedi ki: -‘Vallahi ben böyle işlerle ilgili değilim. Burada bir milletvekili var. Adı Mustafa Bey, soyadını unuttum. Bu işi ona anlatmak gerek. Belki size o yardımcı olabilir.’

Gittik Mustafa Bey’e derdimizi anlattık. Öyle böyle bir destanımız var. Gazi Mustafa Kemal’e duyurmak istiyoruz. ‘Bize yardım et! ’ dedik.

Dedi ki: -‘Amaan! Şimdi şaire falan önem veren yok. Kıyıda köşede çalın çağırın. Geçin gidin! ’

-‘Yok öyle değil dedik. Biz destanımızı okuyacağız, Mustafa Kemal’e! ’

Milletvekili Mustafa Bey, ‘okuyun da bir dinleyeyim bakayım’ dedi. Okuduk dinledi. O zamanlar Ankara’da çıkan Hakimiyet-i Milliye Gazetesi’yle konuşacağını söyledi. ‘Yarın bana gelin! ’ dedi. Gittik. ‘Ben karışmam’ dedi. Sonunda kesti attı. Biz ordan döndük geldik. ‘Ne yapsak? ’ diye düşünüyoruz. Sonunda, ‘Matbaaya biz gidelim’ dedik. Saza, tel alıp takmak eski telleri yenilemek de gerekti. Ulus Meydanı’ndaki çarşıya, o zamanlar Karaoğlan Çarşısı diyorlardı. Saz teli almak için Karaoğlan Çarşısı’na yürüdük.

Ayağımızda çarık. Bacağımızda şal-şalvar, şal-ceket, belimizde kocaman bir kuşak.! Efendim polis geldi: -‘Girmeyin’ dedi. ‘Çarşıya girmek yasak! ’ Bizi tel alacağımız çarşıya sokmadı.

Polis: -‘Yasak diyoruz. Siz yasaktan anlamaz mısınız? Orası kalabalık. Kalabalığa girmeyin! ’ diye diretti.

-‘Peki girmeyelim’ dedik. Polisi güya salmış gibi yürümeye devam ettik. Adam geldi, arkadaşım İbrahim’e çıkıştı. –‘Kafadan gayri müsellah mısın? Girmeyin diyorum. Beynini patlatırım senin! ’ diye çıkıştı.

-‘Beyefendi biz dinlemiyoruz! Biz çarşıdan saz teli alacağız! ’ dedik. O zaman polis, İbrahim’e: -‘Tel alacaksan bu adamı bir yere oturt. Git telini al! ’ Neyse gitti İbrahim teli aldı geldi. Tel taktık. Ama sabahleyin çarşıdan da geçemiyoruz. Sonunda matbaayı bulduk.

-‘Ne istiyorsunuz? ’ dedi müdür.

-‘Bir destanımız var. Gazeteye vereceğiz! ’ dedik.

-‘Çalın bakayım; bir dinleyeyim! ’ dedi. Çaldık dinledi!

- ‘Ooo! Çok iyi’ dedi. ‘Çok güzel.’

Yazdılar. ‘Yarın gazetede çıkar’ dediler. ‘Gelin de gazete alın! ’ Orada bize telif hakkı olarak biraz da para verdiler. Sabahleyin gidip 5-6 gazete aldık. Çarşıya çıktık. Polisler:

- ‘Oooo! Âşık Veysel siz misiniz? Rahat edin efendim! Kahvelere girin! Oturun! ’ dediler. Bir iltifat başladı ki sormayın! Çarşıda bir zaman gezdik. Fakat yine Mustafa Kemal’den ses yok. Dedik: ‘Bu iş olmayacak.’ Amma Hakimiyet-i Milliye Gazetesi’nde destanımı üç gün birbiri üstüne yayınladılar. Mustafa Kemal’den yine ses çıkmadı. Köye dönmeye karar verdik. Fakat cebimizde yol paramız da yok. Ankara’da bir avukatla tanışmıştık.

Avukat: - ‘Ben belediye başkanına bir mektup yazayım. Belediye sizi köyünüze parasız gönderir! ...’ dedi. Elimize bir mektup verdi. Belediyeye gittik. Orada bize dediler ki: - ‘Siz sanatkâr adamsınız. Nasıl geldinizse öyle gidersiniz! ’

Döndük avukata geldik. ‘Ne yaptınız? ’dedi. Anlattık. ‘Durun bir de valiye yazalım! ’ dedi. Valiye de dilekçe yazdı. Valiye dilekçemizi imzalayıp yine Belediyeye buyurdu. Belediyeye ilettik. Belediye bize: -‘Yok! ’ dedi. ‘Paramız yok! Sizi gönderemeyiz! ’ dedi.

Avukat içerledi ve kahretti: - ‘Gidin! İşinize gidin! ’ dedi. ‘Ankara Belediyesi’nin sizin için parası yokmuş; tükenmiş! ’ dedi. Acıdım avukata.

‘Nasıl edelim? Ne edelim? ’ derken bir de ‘Halkevi’ne uğrayalım bakalım. Belki oradan bir şey çıkar’ diye düşündük. Mustafa Kemal’e gidemiyok. Halkevine gidek. Bu defa, Halkevine, bizi kapıcılar bırakmıyor ki girelim. Orada dinelip duruyorduk.

İçeriden bir adam çıktı: -‘Ne geziyorsunuz burada? Ne yapıyorsunuz? ’ diye sordu.

-‘Halkevine gireceğiz ama bırakmıyorlar! ’ diye cevap verdik.

-‘Bırakın! bu adamlar, tanınmış adamlar! Âşık Veysel bu! ’ dedi.

O içeriden çıkan adam, bizi edebiyat şubesi müdürüne gönderdi. Orada: -‘Ooo! Buyurun! Buyurun! dediler. Halkevinde bazı milletvekilleri varmış. Şube müdürü onları çağırdı: -‘Gelin halk şairleri var, dinleyin.’ dedi.

Eski milletvekillerinden Necib Ali Bey: -‘Yahu dedi bunlar fakir adamlar. Bunlara bakalım. Bunlara birer kat elbise de yaptırmalı. Pazar günü de Halkevinde bir konser versinler! ’

Hakikaten bize, birer takım elbise aldılar. Biz de o Pazar günü Ankara Halkevi’nde bir konser verdik. Konserden sonra cebimize para da koydular. Ankara’dan köyümüze işte o parayla döndük.

Plağa okuduğu ilk türkü ise, Emlek yöresinin ünlü ozanlarından Âşık İzzeti’nin:

“Mecnunum, Leyla’mı gördüm

Bir kerrece baktı geçti.

Ne söyledi ne de sordum

Kaşlarını yıktı geçti

Soramadım bir çift sözü

Ay mıydı gün müydü, yüzü

Sandım ki zühre yıldızı

Şavkı beni yaktı geçti.

Ateşinden duramadım

Ben bu sırra eremedim

Seher vakti göremedim

Yıldız gibi aktı geçti.

Bilmem hangi burç yıldızı

Bu dertler yareler bizi

Gamzen oku bazı bazı

Yar sineme çaktı geçti..

İzzetî, bu ne hikmet iş

Uyur iken gördüm bir düş

Zülüflerin kement etmiş,

Yar bonuma taktı geçti.” şiiridir.

Köy Enstitüleri’nin kurulmasıyla birlikte, yine Ahmet Kutsi Tecer’in katkılarıyla, sırasıyla Arifiye, Hasanoğlan, Çifteler, Kastamonu, Yıldızeli ve Akpınar Köy Enstitüleri’nde saz öğretmenliği yapıyor. Bu okullarda Türkiye’nin kültür yaşamına damgasını vurmuş birçok aydın sanatçıyla tanışma olanağı buluyor, şiirini iyiden iyiye geliştiriyor.

1965 yılında Türkiye Büyük Millet Meclisi, özel bir kanunla Âşık Veysel’e, “Anadilimize ve milli birliğimize yaptığı hizmetlerden ötürü” 500 lira aylık bağlanmıştır.

21 Mart 1973 günü, sabaha karşı saat 3.30’da doğduğu köy olan Sivrialan’da, şimdi adına müze olarak düzenlenen evde yaşama gözlerini yumdu.

Âşık Veysel’in yaşamını özetlemek gerekirse, Erdoğan Alkan’ın şu betimlemesi en güzel cümleleri oluşturur: “Kızılırmak soru işaretine benzer, Zara’dan doğar, Hafik ve Şarkışla’dan sonra Sivas topraklarını terkeder. Bir yay çizip Kayseri’yi, Nevşehir’i, Kırşehir’i, Ankara’yı ve Çorum’u sular, Samsun’un Bafra ilçesinde denize dökülür, Âşık Veysel’in yaşam öyküsü Kızılırmak gibidir. Bir ucu Bafra’dadır, bir ucu da Zara’da. Bafra’ya dek uzanan acılı bir yaşam Zara’nın doğusundaki Kızıldağ’ın gür sularıyla beslenip sona erer.”
 
ESERLERİ
En güzel şiirlerinden bazılarını ölümünden hemen önce yazdı. Şimdi Şarkışla’da her yıl adına bir şenlik yapılır. Türkçesi yalındır. Dili ustalıkla kullanır. Tekniği gösterişsiz ve nerdeyse kusursuzdur. Yaşama sevinciyle hüzün, iyimserlikle umutsuzluk şiirlerinde iç içedir. Doğa, toplumsal olaylar, din ve siyasete ince eleştiriler yönelttiği şiirleri de var. Şiirleri, Deyişler (1944) , Sazımdan Sesler (1950) , Dostlar Beni Hatırlasın (1970) isimi kitaplarında toplandı. Ölümünden sonra Bütün Şiirleri (1984) adıyla eserleri tekrar yayınl’andı.

Posted: 05:42, 2010-Feb-9
Comments (0) | Add Comment | Link

Pitbull Eğitimi

EĞİTİM
Pitbull eğitimine ve gözetimine çok dikkat edilmesi gerekilen bir köpektir. öncelikle yapılması gereken yavru köpeğin alımında hayvanın sinirli olmamasına dikkat edilmeli. Yavru köpek tualet eğitimi alırken hayvana çok sert değil ılımlı davranılmalıdır. Sert bir davranış hayvanda ters etkilere yol açabilir.

Daha sonraki eğitim aşamalarına geçildiğinde pitbull gibi sert hayvanlar için üretilmiş olan eğitim tasmaları kullanılmalıdır. Yanlış için yapılan uyarılar kadar , doğrularda mükafatlandırılmalıdır.

Yürüyüş eğitimi verlirken , eğitim tasması sıkıca tutularak köpeğin dış etkenlere karşı tepkileri denetlenmelidir. Korku ve sinirlilik hali köpeğin ani tepkilerde bulunmasına yolaçabilir.

Pitbullar eğitilmesi zor köpekler arasındadırlar. Diğer köpeklerle olan ilişkileri çok iyi denetlenmelidir. Çünkü sinirli olmaları durumunda muazzam güçleri sayesinde engellenmesi güç durumlara yol açabilirler. Bir kavga durumunda karşı taraftaki köpeğin yara alması , ceza kanununa göre sizin köpeğinizin iğne ile uyutulmasına yolaçabilir.

Pitbullar sahipleri gibi hareket ederler.İsterseniz onu bir ölüm makinesi olarakta yetiştirebilir, istersenizde zararsız bir kaniş yavrusu gibide olabilir. Amma velakin muazzam güçlerinin farkında olan hayvanlar dövüş köpeği olmaya daha elverişlidir. Bu yüzden pitbullunuzu küçük yaşlardan itibaren diğer köpeklerle tanıştırmalı ve davranışlarını kontrol altına almalısınız.

Pitbullar sanıldıkları kadar vahşi değillerdir.Tam tersine sosyal yaratıklardır.İnsanlarla dostluğa bayılırlar. Köpeğiniz size en iyi eğlence olabilir. Sadakatine diyecek yoktur. Gösterdiğiniz saygı ve sevgiyi aynen iade ederler. Onu terbiye etme zahmetine katlanırsanız, Köpeğe kendi yaşam tarzımızı Benimsetebilir onu ailenizin bir parçası haline getirebiliriz.

Mükemmel Koruyuculuk vasfı
Bu vasıfa sahip pitbullar , gözetim ve koruyuculuk hissini soyundan alır. Hem sahibine hem ailsine hatta ev ve eşyalara kadar koruma görevini yerine getirebilir.Köpeğe emanet edilen bekçilik görevi bir hırsıza karşı alınabilcek en iyi önlemdir. Koku alma gücü ve duyu hissi görevini üstün bir başarıyla yapmasına yardımcı olur.

Köpekler bir yabancıdan kuşkulanmadıkça hiç bir tepki göstermezler.


İLK EMİRLER
Köpeğe öğretim için belirli bir yaş sınırlama doğru olmaz. 12-14 haftalıkken ayakları üzerine yürümeyi öğretmek olanaklıdır. Bilindiği gibi soyundan gelen kötü alışanlığı olmayan bir köpeğin öğrenimi yaklaşık üç ay alır. Daha yaşlılar için daha fazla zaman ister. Bağlı yürüme, yedeğe alma ilk talimdir, bu yaşta hayvanın aşısı da yapılır enikler bunu pek sevmezler, asılıp dururlar; ama bu zorunludur.

AYAKLARI ÜZERİNDE YÜRÜMEYİ ÖĞRETME
1-Tasma zinciri sıkıca tutmalı, köpeği cesaretlendirmeli, korkutmamalı. Köpeği solunza aldıktan sonra, doğru konumda ve tavırda olmasını temin etmelidir. Tasma ipini, zincirini kemirip çiğnemesine fırsat verilmemelidir.

2-Solunza alıp zincirin ipini ayarladıktan sonra doğru yolda adımlamaya başlamalıdır. Başlarken YÜRÜ komutu verilmelidir. O yürürken, ılımlı ses tonuyla onu yüreklendirin, yanlış birşey olmadığını kendisine anlatmaya çalışın. Hızlı giden geri kalan hayvanı denetleyin, neden böyle yaptığını anlamaya çalışın.

3-Bu aşamada her dönüşleri dikkatle yapın, ani dönüşlerle, korku ve heyecan yaratmayın. Sola ani dönüşler onda panik yaratabilir, ayaklarınıza dolaştığı izlenimi edinebilir hayvan. İlk yürüme sırasında sola dönüşleri öğretmeli ilkin.

Ayakları üzerinde doğru yürümeyi öğrenen köpek memnun kalırsa, uzun süre yürümek isteyebilir. Eniklerin gezileri on dakikayı, yetişkinlerin yirmi dakikayı aşmamalıdır; ilk gezilerde aşırı yorgunluk hayvanı bezdirir. İlk gezileri, beş dakikayla sınırlayıp, sık sık yenilemek daha iyi olabilir (ilk birkaç gün). Daha sonra on dakikaya çıkarabilirsiniz. Hayvanı yüreklendirmeli, ılımlı davranmalıdır, emirleri kesin ve anlaşılır olarak vermelidir.
Öğrenime başkaları müdahale etmemelidir. Her kulaktan bir ses gelmemeli, ailede öğrenimden sorumlu bir kişi olmalıdır. Diğer aile bireyleri emirleri daha sonra öğrenebilirler.

OTURUŞLARIN ÖĞRETİMİ
Yürümesini iyice öğrenen hayvana OTUR komutuyla oturmasını öğretiniz. Yürürken hayvana bir ara dur deyip durmayı öğretiniz; bunu uygun bir yerde yapmalıdır. Sol elinizi hayvanın arkasına koyunuz. Tam kalçaya yakın koyduktan sonra, onu oturacak biçimde incitmeden bastırınız; sağ elinizdeki zincirle çekip hayvanı oturmaya ikna ediniz.

Unutmayın ki hayvan sizin türkçe sözünüzden birşey anlamaz, hemen anlamasını beklemeyin; bunu kendisine öğretmeye çalışın.

İZLEYEN ÖĞRENİM AŞAMALARI
Köpeğinizin oturmasını (OTUR komutuyla) öğrenince ve verilen emir üzerine dediklerinizi yapınca, OTUR demenin zamanı gelmiştir. Bunlar hayvanın eğitiminde önemli adımlardır. Komut üzerine oturursa siz gözden kaybolunca o size tam güvenle öyle kalacaktır. Şayet döneceğinizi ima edip otur demişseniz, böyle bir durum için başka bir emir seçeneği örneğin "BEKLE-GEL" komutunu öğretmeniz gerekir.

OTUR KOMUTUNUN ÖĞRETİLMESİ
1-Köpeğinizi sol yanınıza alıp yürüdükten sonra ona OTUR komutunu vermenin zamanı gelmiştir; yorulma olasılığı vardır, OTUR diyebilirsiniz. Verilen bir komutun düzeltilmesi için, zincirin veya ipin, hafifçe, hayvanı korkutmadan çekilmesi yetişir. Köpeğin etrafında dolaşırken, komutunuzu yinelemeniz gerekir. Anlamaya başlayınca, ipini zincirini gevşetmeniz, halkasını genişletmeniz yeterlidir.

2-Şimdi "OTUR-DUR" komutnu zincirsiz olarak verebilirsiniz. Emrin anlaşılmasını kolaylaştırmak için, kolu öne uzatmanız, avuç içini kaldırıp köpeğe çevirmeniz gerekir. Böylece psikolojik olarak aranızdaki mesafeyi azaltmış olursunuz. Bunu yaparken giderek köpekten uzaklaşmak sonunda bütünüyle kaybolmak uygun olur. Dönüşünüde onu yerinde bulunca, ödüllendirerek okşayıp sevmeniz gerekir sonra yürürsünüz

BEKLE GEL KOMUTLARININ ÖĞRENİMİ
Bu komutu zincir veya ip olmadan vermemek gerekir; çünkü emrin kolaylıkla bozulması olasıdır. Böyle bir komutu alan köpek sınırlı olmadan bir süre oturduktan sonra gelmek durumundadır. Böyle durumda cezaya gerek yoktur. Öğretimde duruma göre pek çok yenileme yapılabilir. Gelmede kusur eden hayvanı asla azarlamamak, cezalandırmamak gerekir; aksi halde sizden korkarsa hiç gelmeyebilir. Ama, köpeğiniz geldiğinde onu ödüllendirmeniz ve sevmeniz, okşamanız lazımdır. Bu ders için uzun bir zincir veya iple çalışmanız erekir. Uzayan ip kullanabilirsiniz, olmazsa 10-15 m'lik uzun naylon ip yeterli olacaktır.

1-BEKLE komutu ile OTUR komutu arasında benzerlik vardır. Köpeğiniz oturunca BEKLE komuyla seslenebilirsiniz.
2-Birkaç metre uzaklaşınca, geri dönüp, köpeği adıyla çağırın ve GEL diye çağırın. Zinciri hafif çekerek komuta güç vermeniz iyi olur, böylece ne dediğinizi de anlatmış olursunuz


Bekçi, bodyguard, branş eğitimleri

Bekçi eğitimi
Bekçi köpeği ne iş yapar? Bekçilik yapar... Bu zaten onun içgüdülerinde olduğu için, bekçilik eğitimi diye bir şey yoktur. Köpeğin ihtiyacı olan çok iyi bir koruma eğitimidir; yani bodyguard eğitimi. Köpeğinin içinde mutlak koruma içgüdüsü vardır. Önemli olan bu güdüyü doğru kullanabilmesi için, köpeğin doğru yönlendirilmesidir. Bu eğitimi almış bir köpek zaten en üst düzeyde bekçilik yapar ve tam koruma sağlar, iyi ve kötü niyetli kişileri o zaman ayırt eder.

Bodyguard eğitimi
İşte bir koruma köpeğinin en çok ihtiyaç duyduğu ve alması gereken eğitim budur. “Köpeğim zaten saldırgan olabilen bir hayvan, ona saldırmayı neden öğretelim?” diye düşünebilirsiniz. Burada amaç ona saldırmayı öğretmek değil, zaten var olan saldırganlığını kontrol altına almaktır. Ayrıca burada yapılması gereken saldırı eğitimi değil, koruma eğitimidir. Saldırı ve koruma eğitimi arasında çok büyük fark vardır. Her istediği zaman ya da olur olmaz her zaman saldıran bir köpek bana göre çok kötü bir köpektir. Eğitimde köpeğimizi bir tehlike olsun ya da olmasın gerektiği zaman saldırı pozisyonuna sokabilmek, gerçekten bir tehlike oluştuğu zaman saldırtabilmektir. Aslında bu eğitim o kadar geniş alt başlıkları olan bir eğitimdir ki, hepsini yazmak neredeyse imkansızdır. Çünkü hemen hemen her koruma köpeği ayrı bir karakterdir ve her karakterin eğitiminde birbirine benzer fakat farklı metotlar kullanmak gerekir.

1992-93 yıllarında Şimşek isimli çok yakışıklı bir Rottweiler eğittim. Ben zaten Rottweiler aşığı olduğum için çok iyi geçiniyorduk. Tüm eğitimleri başarı ile bitti. Birkaç kez sahibi geldi, beraber çalıştık. Köpeğini evine götürdü, çok iyi arkadaş oldukları her hallerinden belliydi. Yeniköy taraflarında bahçeli bir evleri vardı. Şimşek bahçede serbest gezer, gelen herkesi koklar, ama kimseye zarar vermezdi. Günün birinde eve arada sırada gelen bir kişi gelir, içeri girerken Şimşek yemek yemektedir, birden kafasını kaldırıp adamı süzer, yavaşça hırlamaya başlar. Şimşek'in bakıcısı ne olduğunu anlayamaz. Köpeğin kendisine saldıracağını düşünerek kapıdaki korumaları uyarıp, yardım ister. Herkes köpeğe bakarken o birden az önce içeri giren adama inanılmaz bir çeviklikle saldırır. Boğuşma esnasında adamın üzerinden bir tabanca düşer. Daha sonra öğrenilir ki, bu adam Şimşek'in sahibini vurmaya gelmiş. Biz bu köpeğe böyle bir şey öğretmemiştik. Bu onun içgüdüleri ile alakalı bir davranış. İşte Rottweiler budur; onun kadar iyi bir başka koruma düşünebilir misiniz? Sizin köpeğiniz de buna benzer harikalar yaratabilir; yeter ki, köpeğinizle ilgilenin, ona zaman ayırın; patronluğu elden bırakmadan, onun isteklerini göz ardı etmeyin.

Branş Eğitimleri
Branş eğitimleri arama-kurtarma, iz takip, narkotik, çığ köpeği, enkaz köpeği, savaş köpeği, show köpeği gibi branşlara ayrılır. Bu köpekler iş köpekleridir. Her köpek bu eğitimi alamaz. Bu arada bir şeye dikkat çekmek istiyorum, kimileri polisimizin kullandığı narkotik, uyuşturucu bulan köpeklerin genelde uyuşturucu müptelası yapıldığını, bu yüzden deli gibi uyuşturucu aradıklarını düşünür. Oysa ki, bu köpekler yüzlerce köpek arasından seçilmiş topu çok seven köpeklerdir. Eğitimlerinde içine uyuşturucu yerleştirilmiş top ile oynatılırlar ve böylece uyuşturucunun kokusu ile top aynı anlama gelir. Köpek arabalarda, valizlerde aslında uyuşturucuyu aramaz, topu arar. Uyuşturucu kokusunun geldiği yerde top olduğunu düşünür.

TEMEL İTAAT EĞİTİMİ


Tasmalı itaat eğitimine temel itaat eğitimi denir.Birçok eğitim sisteminin ilk adımını oluşturmaktadır.Otur,yat ,kal, gel ,topuk (daimi olarak sahibine bakarak solda onu geçmeden yürüme köpeği taşıma komutu),yanıma,yat kal, otur kal, aferin, hayır komutlarını içermektedir.4 aydan büyük köpeklere verilmesi tavsiye edilir.Genel olarak 7 gün süren (son eğitim teknikleri ile problemsiz ve daha önce eğitilmemiş köpekler için)ve bizce her köpeğe verilmesi gereken bir eğitimdir.Köpeğin bu eğitimi alması için sadece yaşının değil psikolojisi ve sağlığı bakımından da eğitime uygun olması gereklidir.Bu eğitim sonucunda köpek sahibini tasmalı bir şekilde her şart altında tek komut ile (sözlü) dinlemeyi öğrenir.Eğitim öncesi köpeğin itaat ve insanla çalışma arzusu dış dünyaya (sahibi dışında ki dünya)tepkileri ölçülür.


İLERİ İTAAT EĞİTİMİ

Tasmasız itaat eğitimine ileri itaat eğitimi denir.Temel itaat eğitimindeki tüm komutları kapsayan ileri düzeyde bir eğitimdir.Yaş limiti yoktur ama 1 yaşından itibaren verilmesi tavsiye edilir.Köpek bu eğitimde her şart altında tasmasız olarak sadece komutla itaat etmeyi öğrenir. Köpeğin bu eğitimi alması için testlerden (itaat insanla çalışma arzusu ve sosyallik) geçmesi gereklidir.Ancak bu eğitimin köpeğe verilmesi sadece köpeğe değil sahibinin de ilgi ve yeteneğine bağlıdır.Tasmasız bir köpeği kontrol etmek sorumluluk yüksek dikkat ve bilgi isteyen zor bir iştir.(Burada köpeğin belli bir parkurda tasmasız itaat etmesini değilde her yerde tasmasız olarak kesin bir şekilde itaat etmesinden bahsediyoruz)köpek sporlarından sayabileceğimiz bir çok eğitim sistemini temel alan eğitim teknikleri l köpeğe daha çok parkurda itaat etmeyi öğretebilir.Ancak gerçek yaşantıda köpeğin her yerde tasmasız olarak itaat etmesi için sokaklarda parklarda caddelerde çalışması ve bu eğitimde hata payını en düşük hale getirene kadar çalışması gereklidir).Gerçek hayatta tasmasız itaat ülkemizde herkesçe verildiği iddia edilse de çok az kişi tarafından verilebilir.


STANDART KORUMA EĞİTİMİ

Temel eğitimi aldıktan sonra verilen birinci koruma eğitimidir.1 yaşını geçtikten sonra verilmesi tavsiye edilir. Köpeğin bu eğitimi alabilmesi için koruma testlerimizi geçmesi gereklidir.Komut ile kötü adamı etkisiz hale getirmek üzere saldırı ve bıraktırma komutlarını içeren temel koruma eğitimidir.Ancak bu eğitimde köpeğin yeteneğine bağlı olarak otomatik koruma dediğimiz fark edilmeyen saldırıları da kendisi etkisiz hale getirmek üzere harekete geçebilir.Bu eğitim tasmalı koruma eğitimidir ve sadece sahibinin yada bakıcısının yanındayken koruma yapmasını sağlar.


KORUMA EĞİTİMİ 1

Bu eğitimde köpek özel durumlarda karşılaşacağı tehlikelere ve olaylara karşı tecrübelendirilir.Komut ile şahıs koruma ,yiyecek reddetme,otomobil koruma,vb eğitimleri alır.Tasmalı koruma eğitimidir.


KORUMA EĞİTİMİ 2

Bu eğitimde köpek sahibinin yanında birden fazla kişiyi etkisiz hale getirmeyi öğrenirken sahibide köpeği ile birlikte hareket etmeyi köpeğini yönlendirmeyi öğrenir.Tasmalı koruma eğitimidir.


KORUMA EĞİTİMİ 3

Bu eğitimde köpek sahibinden uzakta iken verilen komut ile hemen yanına gelerek onu korumaya alır.Saldırı anında da kötü adamı etkisiz hale getirmeyi öğrenir.Tasmasız koruma eğitimidir.

KORUMA EĞİTİMİ 4
Bu eğitimde köpek sahibinden uzakta iken verilen komut ile sahibine yaklaşan tehlikeli kişiyi tespit edebilecek tecrübeyi edinir ve sahibinin yanına gelmeden sadece bir komut ile direkt olarak kötü adamı etkisiz hale getirmeyi öğrenir.Tasmasız koruma eğitimidir.

KORUMA EĞİTİMİ 5
Bu eğitimde köpek sahibinin yanında değilken veya görmemiş olduğu saldırı sonucu düştüğü zor durumda gerekli olacak bir eğitimdir.(Park yada ormandaköpeğin sizden uzakta gezerken fark etmeyeceği saldırılar)bu eğitimde siz iki yada daha çok kişi ile boğuşurken bir komut ile üzerinizdeki kişileri tek tek üzerinizden alarak etkisiz hale getirmeyi öğrenir.Tasmasız koruma eğitimidir.


Özel Koruma Eğitimleri


ALAN KORUMA EĞİTİMİ
Bu eğitim koruma eğitimindeki en zor aşamalardan birisidir.Çünkü insansız bir ortamda tek başınadır.Köpeğin tek başına yada diğer köpeklerle birlikte bulunduğu alanı(Bahçe fabrika depo vs)mükemmel bir şekilde dışarıdan gelecek tehlikelere karşı koruması alan koruma eğitimidir.Asla yabancıdan yiyecek almadan,yere atılan yiyeceği yemeden, hiçbir silah ve sopa cinsinden etkilenmeden görevini yapmasını öğretir.İleri seviyede ki testlerimizi geçmesi kesin olarak şarttır.


DEVRİYE KÖPEĞİ EĞİTİMİ (insanla)
Köpek bu eğitimde belirli bir parkuru(evin çevresi fabrikanın çevresi deponun çevresi)görevli ile birlikte düzenli olarak devriye gezerken herhangi bir dikkat uyarıcı komut almadan koruması ve daima tetikte kalmasını öğreten bir eğitimdir.Görevliye tehlike anında öğretildiği ve kendi yorum biçimine bağlı olarak haber verir, uyarır.Çalışma saatleri performansının daima yüksek seviyede bir alarm gibi çalışması için belirli sürelerde çalışıp aralarda dinlendirilmelidir.Çalışma saatleri dışında sessiz bir ortamda bulunmalı sahibi veya bakıcısı tarafından gerekli ilgiyi muhakkak görmelidir.Gece görevlerinde daha çok yardımcı olacak bu eğitim için köpeğin daha çok gece çalıştırılması gereklidir.


DEVRİYE KÖPEĞİ EĞİTİMİ (yalnız)
Köpek bu durumda insan olmadan koruması gereken alanda tek başına devriye olarak gezip çalıştığı süre boyunca daima bir alarm görevi görmeyi öğrenir. Ayrıca bu eğitimde köpek otomatik olarak (daha önceden alması gereken) alan koruma eğitimini kullanır ve kötü adamı koruduğu alanda tespit ederse direkt olarak müdahale eder ve etkisiz hale getirir.


OTOMOBİL KORUMA EĞİTİMİ
Bu eğitim köpeğinizin otomobili siz yokken yada varken korumasını sağlamayı öğretir.Bunu öğretirken de onu dışarıdan yaklaşan herkese karşı dikkat kesilmeyi ancak gereksiz bir tavırda da bulunmamayı öğretilir.Bunun dışında size saldıran (diğer araçtan yada dışarıdan)kişiyi siz otomobilden inmeden etkisiz hale getirmeyi de öğrenir.(Sizin tarafınızdan açılan camdan yada kapıdan inerek).

KİŞİ VE NESNE KORUMA EĞİTİMİ
Bu eğitim komut verilerek gösterilen canlı cansız her varlığı kayıtsız şartsız korumasını öğretilir. Bu komutla,çantanızı,telefonunuzu,kardeşinizi eşinizi çocuğunuzu otomobilinizi ofisinizdeki sandalyenin sol ön bacağını bile korutabilirsiniz. Ancak siz yokken bırakılan bir cismi eşyayı)koruması da onun yeteneklerine bağlıdır.


MAN STOPPER(ADAM DURDURUCU)
Bu eğitimde köpek temel,ileri itaat,tüm koruma eğitimlerini,tüm beslenme ve antrenman programlarını alarak ve dünyanın en iyi koruma köpeklerinden birisi olması sağlanır.Eğitim sonucunda 200 kiloluk bir insanın durdurulması konusunda bile sahibinin endişesi olmayacaktır. Ayrıca bu eğitimi alan köpek insan vücudundaki tüm uzuvları tek tek tutmayı silah sopa veher türlü kesici alete karşı kendisini korumayı öğrenir. Örnek olarak komut ile sol bacağın diz altı bölgesinden tutularak yere düşürülmesi ve bacak bırakılarak ense kol yada boğuşma esnasında gerekli yer neresi ise orayı tutması öğretilir.


Posted: 10:15, 2010-Feb-1
Comments (0) | Add Comment | Link

KÖPEKLERDE TUVALET EĞİTİMİ

Bazı köpek sahipleri için, yeni köpeklerin, ya da köpek yavrularının tuvalet eğitimi sorun olabilir. Halbuki, dikkatli bir gözlemle, yavruların ya da daha olgun köpeklerin tuvaletlerini nerede yapacaklarını öğrenmeleri birkaç hafta içinde bile tamamlanabilir.

Tuvalet eğitiminde vurgulanması gereken en önemli nokta, tuvaletini belirtilen bölgede her yaptığında, köpeğin övülmesi ve ödüllendirilmesidir. “Hatalar” çoğunlukla sahibinin, yavru köpeği yeterince yakından gözlememesinden veya yavrunun tuvalete gitme ihtiyacı olduğunu anlayamamasından kaynaklanır. Yavruların tuvalete gitme zamanları oldukça belirgindir. Örneğin, uyandıktan hemen sonra, eğitim ya da oyundan sonra ve her yemeğin ardından. Bu nedenle belirli ve düzenli bir rutin oluşturmak zamanlama uygulamak önemlidir. Yavru ev içine pislediyse, pislediği bölgeyi amonyak içermeyen bir deterjanla iyice temizleyin ki bir daha aynı yere tuvaletini yapmasın. Gerekirse, köpeğin o belgeye girişi sınırlandırılabilir. Yavrunun normal olarak ihtiyacını gidereceğini hissettiğinizde onu gözünüzün önünden ayırmayın. Eğer onu yakından gözetleme imkanınız yoksa, tuvaletini yapmak istemeyeceği bir alana koyun. Bu onun yuvası veya tuvalet eğitim kafesi olabilir. Köpeğin tuvalet ihtiyacı olduğunun ima edebilecek davranış değişikliklerine dikkat edin. Örneğin, yeri koklaması, daire çizmesi ya da ağlaması. Bu davranış şekillerinin gördüğünüz zaman onu hemen tuvaletini yapmasını istediğiniz yere götürün. İşini bitirinceye kadar onu sessizce bekleyin. Onu doğru zamanda ödüllendirmek çok önemlidir. İhtiyacını giderdiğinde onu cömertçe ama sakinlikle övün ve ona bir ödül verin ya da bir tür ödüllendirme olarak, oyun için biraz daha dışarıda kalın. Eğer yavru dışarı çıkmak ister ve fakat üç dakika içinde ihtiyacını gidermese onu geri götürün. Onu hiçbir şekilde övmeyin ve onu kafesine koyun. Bir müddet olarda bırakıp sonra tekrar dışarı çıkartın.Bu sefer yaparsa onu övün ve ödüllendirin. Yavru ihtiyacını giderene kadar onunla oynamayın. Köpeğinizin belli zamanlarda ihtiyacını gidermesi işlemini rutine bindirin. Gün içinde her saatte bir,onu dışarıya, belirlenmiş bölgesine götürün. Akşamları yavruyu uyumaya teşvik edin ve gece siz yatmaya gitmeden önce, onu uyandırıp tuvalet için dışarıya belirlenmiş bölgesine götürün. 6-10 haftalık köpeklerde, gece tuvalet ihtiyacını giderme zaman arısını 5 saatten fazla geciktirmeyin. Yavru tuvalet ihtiyacını doğru yere yapmasını öğrenmeye başladıktan sonra, onu daha uzun aralıklarla dışarıya çıkartın. Bilinçli bir eğitime rağmen tuvaletini yuvasına veya evin herhangi bir yerine yapan köpek çok azdır. Eğer yaparsa, bir sorun olduğuna işarettir. Öncelikle, köpeğinizin sağlıklı olduğundan emin olmak için sindirim sistemi kontrol edin, Gece yemek ve su vermeyin, gerekirse veteriner hekiminizin tavsiyelerine uyun.

Köpeğiniz tuvalet ihtiyacını giderdikten sonra, dışkısının temizlenmesi, her köpek sahibinin sorumluluğudur. Her zaman yanınızda bir poşet bulundurun. Köpeğiniz ihtiyacını giderdikten sonra poşete elinizi geçirin ve dışkıyı aldıktan sonra diğer elinizle poşetin ağzını tutup çekiniz. Poşetin ağzını bağlayıp çöpe atınız.


Posted: 04:16, 2010-Jan-24
Comments (0) | Add Comment | Link

Sibirya Kurdu Husky

 

Sibiryalı Husky güçlü yapılı bir köpektir. Yüzü ve vücudunun altı kısmı beyaz kalan kısımlar kurt grisinden gümüşi griye ya da kum sarısından siyaha değişiklik gösterir. Kahverengi ya da mavi gözlü olabilir. Bir çoğu birbirinden farklı göz rengi ile dikkati çeker. Buz mavisi gözleri ile çok korkutucu ve vahşi bir görünüm sergilesede gayet yumuşak huyludur. Büyük kar ayakkabılarını andıran tüyler patilerini keskin buzlu zemine karşı korur. Kulaklar dik ve yukardan konumludur. Sibiryalı Husky sık, yünsü alt kürk ile yumuşak bir dış kürke sahiptir. -50 / - 60 C 'ye dayanabililir.

Karakteri

Husky'ler kibar, oyuncu, ancak inatçı ve haylazdır. Bu neşeli köpekler kendi ailelerine çok bağlıdırlar. Zeki, sosyal, sakin ve geçinmesi kolay köpeklerdir. Çocuklara karşı sabırlıdırlar. Herkesi sevdiklerinden ve az havladıklarından iyi bir bekçi köpeği değillerdir. Kolay eğitilseler de sadece kendi açılarından bir amacı olan komutlara uyarlar. Eğitim; sabır, tutarlılık ve Arktik bir köpek karakterinin anlaşılması ile mümkündür. Bu köpek fırsatçı olabilir. Hava sıcak olmadığı sürece mükemmel bir koşu arkadaşıdır. Husky tuvalet eğitiminde güçlük çıkarabilir. Bu ırk ulumaya bayılır ve kolay sıkılır. Yanlız kalmaktan nefret ettiğinden eğer bu ırkın sizin için doğru seçim olduğunu düşünüyorsanız iki tane besleyebilirsiniz. Yanlız yaşayan Husky büyük ihtimalle etrafı kemirecektir. Onların kızak köpeği olduğu unutulmamalıdır. Birlikte yetiştirilirse diğer ev hayvanları ile arası iyidir, ancak küçük hayvanları avlayabilir. Husky göründüğünden fazla beslenmeye ihtiyaç duyabilir. Başıboş dolaşma eğilimi vardır.
Yaşam Ortamı

Apartman hayatına uygun değildirler. Husky ev içinde oldukça hareketlidir. Sık kürkleri nedeniyle sıcak iklimlere uygun bir ırk değildir. Bu ırk sürü halinde yaşamayı sever.
Egzersiz İhtiyacı

Husky oldukça fazla egzersize gereksinim duyar, ancak sıcak havada egzersiz yaptırılmamalıdır.
Bakımı
Yılda iki kez olan tüy dökme mevsimi dışında çok yoğun bir bakım gerektirmez. Düzenli taranması yeterlidir.
Kökeni
Sibirya yerlisi olan Husky, Alaska'ya 1909'da getirildi. Yüzyıllar boyunca Sibiryadaki Chukchi halkı tarafından kızak çekimi, ren geyiği güdümü ve bekçi köpeği olarak kullanıldı. Sert Sibirya şartları için mükemmel iş köpekleridir. Dayanıklıdır ve küçük sürüler halinde saatlarce ve uyum içinde çalışmaya bayılır. Husky dayanıklılığı yüksek, hafif yapılı bir kızak köpeğidir. Süratleri nedeniyle arktik yarışlar için Malamute'taki kürk avcıları tarafından Kuzey Amerika'ya getirilmiştir. 1925 'de Alaska, Nome'da difteri salgını baş göstermiş ve pek çok kızak köpeğinden oluşan kızak takımı ilaçları hastalığın olduğu şehirlere ulaştırmayı başarmıştır. Bu başarı ulusal ilgiyi birden Husky'lere çekmiştir. Husky ayrıca Amiral Byrd'in Antartika Gezilerinde de kullanılmıştır. Mükemmel bir sürü köpeği olan Husky iş arkadaşları ile iyi anlaşır. Husky ev köpeği olarak oldukça popülar olsa da kızak köpeği olarak da hala başarılı bir ırktır.

Karakter Özellikleri

Başka köpeklerle geçinme
Başka petlerle geçinme
Çocuklarla anlaşma
Yabancılara davranış
İtaat seviyesi
Eğitilebilirlik
Koruma özelliği
Egzersiz ihtiyacı
Oyunculuk


Boyut ve Ağırlık

Irk boyutu Orta
Yükseklik Erkekde 53 - 60 cm
Yükseklik Dişide 51 - 56 cm
Kilo Erkekde 20,5 - 27 Kg
Kilo Dişide 16 - 22,5 Kg


Tüy Özellikleri

Tüy Uzunluğu Orta uzunlukta
Tüy Yapısı Çift tabakalı, Su geçirmez, Sık, Düz, Yumuşak, Alt tabakası yünlü yapıda.
Fırçalanma İhtiyacı Haftada bir kaç kez fırçalamak gerekir
Traş ve Banyo Traş ihtiyacı yoktur. Kuru şampuan uygulanabilir. Gerektiğinde yıkanabilir.
Tüy Dökümü Çok tüy döker
Taşıdığı Renkler Beyaz, Kurt Grisi, Gümüşi Gri, Kum Sarısı, Siyah tonlarda.


Irk Özellikleri

Kişilik Dominant, İyi huylu, Kibar, İnatçı, Neşeli, Zeki, Sosyal, Sakin, Uyumlu.
Kötü Huyları Ulumayı sever.
Yetenekli Olduğu Görevler Bekçi, Çoban, Kızak köpeği, Sürü köpeği
Yaşadığı iklim Soğuk İklim
En uygun yaşam alanı Bahçeli Ev
Yatkın Olduğu Hastalıklar Kalça displazisi, Göz hastalıkları, Çinko eksikliği.
Yaşam Süresi 12 - 15 Yıl


Diğerleri

Irk grubu İş Köpeği
Diğer İsimleri Arctic Husky
Bağlı Olduğu klüp AKC, ANKC, CKC, FCI (Group 5), KC(GB), UKC
Kökeni Rusy


Posted: 04:11, 2010-Jan-24
Comments (0) | Add Comment | Link

Yavru köpeğin tuvalet eğitimi

Yavru köpeğin tuvalet alışkanlığını kazanması zaman alır. İki üÇ aylık yavrudan tuvalet alışkanlığını kazanmasını kimse bekleyemez. Köpeğin tuvaletini nereye yapacağını öğrenmesi bazen altı aylık olana kadar bazı ırklarda bundan da fazla sürebilir. Bazı kişiler İki üÇ aylık yavruyu eve getirdikten sonra üÇ beş günde tuvaletini öğrenmesini beklemektedirler. Bu imkansızdır. Köpeğin kasları güÇlenmediğinden istese de tuvaletini tutamaz ve geldiği zaman yapmak zorundadır.
Bebeklerin de yürümeye başladıktan sonra altları bezlenmektedir onlarında
tuvalet alışkanlığını kazanmaları iÇin belli bir süreye ihtiyaÇları vardır. Bana Çok sayıda e-posta ile bu konuda soru gelmekte ve yeni yavru alanlar köpeğin tuvaletini öğrenemediğinden ve evdeki pislikden şikayetci olmaktadırlar. Yavru büyütürken bu pisliğe katlanılması gerekmektedir. Eğer köpeğin tuvaletini öğrenene kadar geÇecek olan üÇ beş ay iÇinde bunlara dayanamayacaksanız yavru köpek almamalısınız.

Tuvalet eğitimi köpeğin muhtemelen sahibinden göreceği ilk eğitim olacaktır. Tuvalet eğitimine başlanmadan önce köpek sahibinin bilmesi ve daima göz önünde bulundurması gereken köpek davranışlarını doğru olarak anlamak ve olayı köpeğin bakış aÇısından görmekdir. Köpek doğru ve yanlışı sadece tehlikeyi ve emniyeti öğrendiği zaman algılayabilir. Bir yerde köpek iÇin doğru yada yanlış yoktur. Köpek kendisi iÇin tehlikeli olarak bildiği şeylerden kendini sakınır emniyetli olarak gördüklerini ise uygular. Köpeğe verilen ödüller pozitif pekiştirmeler ona emniyeti; pozitif cezalandırmalar negatif pekiştirmeler sakınması gerekenleri öğretir.
Tuvalet eğitimi sırasında köpeğin tuvaletini yaptığı yer istenmeyen bir yer ise ve buraya tuvaletini yaparken yakalanmış ve cezalandırılmışsa bu yer onun iÇin tehlikeli olarak algılanır. Bunun aksine tuvaletini yaptığı yer istenilen bir yer ise ve yaptığı anda ödüllendirilirse veya hiÇbir ceza görmezse burası da onun iÇin emniyetli bir yer olarak algılanır. Bunun yanında cezayı ve ödülü veren sahibin köpeğin tuvaletini yaptığı an yanında ve ona görünür olması veya olmaması köpeğin sahibinin yokluğunda veya varlığında durumu emniyetli veya tehlikeli olarak algılamasına da yol aÇar. ( köpek eğitimi )
Bir kaÇ örnek vermek gerekirse köpek oda da tuvaletini yaparken yakalanıp cezalandırılırsa sahibinin yanında odaya tuvaletini yapmayı tehlikeli olarak algılayacaktır. Fakat sahibi oda da yokken yaparsa doğal olarak anında cezalandırılamayacağı iÇin oda da sahibinin yokluğunda tuvaletini yapmayı emniyetli olarak algılayacak ve sahibinin yokluğunda tuvaletini yapmaya devam edecektir. Oda da sahibi varken gidip masanın altına veya koltuğun arkasına tuvaletini yapatığında ise sahibi tarafından görülmeyeceği iÇin anında cezalandırılamıyacak bu durumda da köpek oda da sahibi olsa bile masa altına ve koltuk arkasına tuvaletini yapmayı emniyetli olarak algılayacak ve yapmaya devam edecektir. Köpeğin tuvaletini yapmasını istediğimiz yer evin dışında ise her tuvaletini yaptığında ödüllendirilmesi ve bu davranışının pekiştirilmesi köpeğin dışarısını emniyetli olarak algılamasına neden olacaktır.( köpek eğitimi )
Tuvalet eğitiminde başarılı olmanın şartı köpeği devamlı gözetim altında tutmak ve tuvaletini yapacağı an anında müdahale etmektir.
Köpeğinizi tuvaletini yapmak iÇin dışarı Çıkardığınız zaman onunla oynamamanız gezmeye başlamamanız gerekmektedir. Köpeğin Çişini ve kakasını yapana kadar bekledikten ve yaptığı anda ödüllendirdikten sonra oyuna ve gezmeye başlamanız köpeğin yaptığı bu davranışın arkasından ödül oyun ve gezinti geleceğini bilmesi evin dışına yaptığı tuvaletinin pekiştirilmesine neden olacaktır. Eğer köpeği dışarı Çıkardığınızda önce gezdirir ve oynar tuvaletini yaptıktan sonra da alıp eve götürürseniz köpek dışarı tuvaletini yapmasını oyunun bittiği ve eve girilme zamanının geldiği olarak algılayacağından dışarıda yapılan bu davranış pozitif pekiştirilemiyecek hatta negatif cezalandırmaya dönüşecek ve dolayısıyla her dışarı Çıktığında tuvaletini yapmakta gecikecek belkide sizin bu süreyi beklemeyip köpeği iÇeri almanıza neden olacaktır.
Yukarıda anlatılanlardan da anlaşılacağı gibi

köpeğe tuvalet eğitimi

verilirken her eğitimde olduğu gibi istenen davranışlar ödüllendirilip pekiştirilecek ve istenmeyen davranışlarda daha yapılmadan önlenecek veya görmezlikten gelinecektir. ( köpek eğitimi )
Köpeğin tuvaletini istenilen yerde yaptığı zaman ödüllendirilmez ise bu tuvalet eğitimi olmaktan Çıkıp köpeği kendi başına bırakmak olur. Eğitimde mutlaka ödüllendirme (pekiştirme) olmalıdır.
Köpeğe vereceğiniz tuvalet eğitiminde uyulması ve uygulanması gereken bazı yöntemler ve araçlar vardır. Bunların başında kafes eğitimi gelmektedir.


KAFES EĞİTİMİ


Kafes yöntemi tuvalet eğitiminde en etkililerinden biridir. Kafesin boyu köpeğin ırkına göre büyüdüğü zaman bile iÇinde rahatca yatabileceği bir boyda olmalıdır.
Kafes ile tuvalet eğitiminde kafes köpeğe pozitif pekiştirme ile tanıtılmalı köpeğin kafesi sevmesi sağlanmalı ve iÇine girmeye istekli hale getirilmelidir. Kafesin iÇine yumuşak bir bez battaniye konulmalı ve köpeğin yatarken rahat etmesi sağlanmalıdır. Köpek ilk olarak kafesin yanına getirildiğinde kapısı aÇık bırakılmalı ve köpek kesinlikle iÇeri sahibi tarafından konulmamalıdır.
Köpeğin sevdiği bir oyuncak köpeğe gösterilmeli ve sonrada bu oyuncak kafesten iÇeri atılarak köpeğin girip alması beklenmelidir. Köpek kafesten ürkebilir ve girmeyebilir. Bu durumda oyuncak sadece kafesin hemen kapısı önüne atılmalı ve oradan köpeğin alması beklenilmelidir. Daha sonra oyuncak yavaş yavaş daha iÇerilere atılıp köpeğin almasına olanak tanınmalıdır. Köpek oyuncağı almak iÇin kafesin iÇine girmeye başladığı zaman köpeğin alışmış olduğu cesaretlendirici sözler söylenmeli el iÇeri sokulup köpek sevilmelidir bu esnada köpek iÇeri girdiği zaman iÇeri atılacak ödül mamaları ile köpeğin iÇeri girmesi pekiştirilmelidir. Kafesin kapısı kesinlikle köpeğin üstüne kapatılmamalı ve bu işlemler köpek devamlı olarak kendi isteği ile kafesin iÇine girip Çıkarak oynamaya devam edene kadar devam edilmelidir. Köpeğin mama vakti geldiğinde köpek gene bir oyuncak atılarak kafesin iÇersine gönderilmeli arkasından mama tası kafesin iÇersine kapının yanına konmalı ve köpeğin kafes iÇindeyken mamasını yemesi sağlanmalıdır. Yemeğini bitiren köpek Çağrılmalı ve dışarı Çıktığında tuvaletini yapacağı yere götürülmelidir. Köpeğin yemeğini yedikten sonra iÇerde kalmasına ve buraya tuvaletini yapmasına kesinlikle müsade edilmemelidir.
Bu şekilde köpek kafesi iyice tanıdıktan ve alıştıktan sonra kapısı köpek iÇeride iken kapatılabilir. Kafesin kapısı kapatılırken köpeğin gene iÇeri kendinin girmesi sağlanmalı ve yanında oyuncağının bulunması gerekmektedir. Köpeğin kapısı kapalı kafeste ilk defalar fazla kalmasına müsaade edilmemelidir. Sahibi kafesin yanında bulunmalı ve 3-5 dakika sonra kapıyı aÇmalıdır. Köpek dışarı Çıkarsa bir müddet dışarıda oynayıp sonra tekrar köpeğin iÇeri girmesi sağlanmalı ve kapı tekrar kapanmalıdır. Bu işlemlere sık sık devam edilmeli ve köpeğin iÇeride kalma süresi yavaş yavaş arttırılmalıdır. Köpeği kafesin kapısı kapalı iken iÇerde kalmaya alıştırırken sahibi kafesin yanından ayrılmamalıdır. Köpeğin yaşı ne kadar küçükse kafeste kalma süresi de ona göre az olmalıdır. Eğer 2 aylık kadar bir köpeğiniz varsa en fazla yarım saat kafeste bırakabilir ve zamanla bir saate kadar Çıkarabilirsiniz. önceleri her yarım saatte bir köpek dışarı Çıkarılmalı ve tuvaletini yapmasına oynamasına izin verilmelidir. Kafes gün iÇerisinde sahibinin devamlı görebileceği evin uygun bir yerinde olmalıdır. örneğin mutfağa veya sık oturduğunuz bir odaya konabilir. Mutfak ve bu gibi bir odaya gün iÇinde sıklıkla gireceğiniz iÇin köpeği kafes iÇinde izlemek rahat olacaktır. Kafesin geceleri sahibinin yattığı odaya alınması faydalıdır. Kafes iÇinde kalma sürelerine gecede uyulmalıdır. Fakat geceleri süreler daha uzun tutulabilir. Sabaha karşı erken uyanan köpek kafeste izlenmeli ufak seslerle mızmızlanmaya başladığı zaman kafesin yanına gidilmeli fakat hemen kapısı aÇılmamalıdır. Bir süre beklenmeli köpeğin sesini kestiği an kafes dışına alınmalıdır. İleride her ağladığı zaman kafesten alındığının farkına varan köpek bunu kafesten Çıkmak iÇin kullanabilir ve dışarı Çıkmak istediğinde devamlı kafes iÇinde bağırabilir.
Yavru köpek kafesine alışıp kendi kendine girip Çıkmaya başladıktan sonra kafesin kapısı artık kapanmayıp kafesin etrafı Çevrilerek kafes de iÇinde olmak şartı ile köpeğe bir alan bırakılmalıdır. Bu alan iÇersine de kafese en uzak olan yere gazete kağıdı konmalı kafese yakın yere ise köpeğin mama ve su kabı konmalıdır. Köpek bir müddet sonra gazete kağıdına kaka ve Çişini yaparken kafesi sadece yatmak iÇin kullanmaya başlıyacaktır. Bu yöntem özellikle köpeği fazla izleyemeyenler iÇin daha iyi bir yol olacaktır. Eğer kafesi Çevreleyecek Çit gibi bir şey bulmazsanız evdeki küÇük bir odayı da kullanabilirsiniz. Bu odaya yukarıda tarif ettiğim gibi kafesi yere sereceğiniz gazeteden uzak bir yere koymanız gerekir ki yavru yattığı yer ile tuvaletin yapılacğı yeri ayırt edebilsin. Oda da yerlerde halı kilim gibi herhangi birşey olmamalıdır. Köpekler genelde tuvaletini yumuşak bir yere yapmak ihtiyacındadırlar. Onun iÇin yerde gazeteden başka birşey olmazsa gidip onun üzerine yapmak isteyecektir. Yurtdışında evcilhayvan mağazalarında bu iş iÇin Çimlendirilmiş topraklar satılmaktadır. Bu Çim tuvalet eğitimi iÇin daha elverişlidir. Eğer imkanınız varsa sizde bulacağınız uygun bir kaba Çim ekip kullanabilirsiniz.


KAFES KÖPEK EĞİTİMİNE ALTERNATİFLER


Kafesin mümkün olmadığı zamanlar başka alternatif metodlarda uygulanabilir. Bu durumda köpeğe kafes gibi iÇinde bulunduğu sürece rahat edeceği iÇinde bulunmaktan hoşlanacağı kısıtlı bir alan hazırlanır. Bu kısıtlı alan kafes eğitiminde olduğu gibi bir işlev görecektir. Bu alanı evde yaratmak bir yerde sizin yaratıcılığınızada kalmıştır. örneğin evde bulunan ve köpeğin üzerinden atlayıp geÇemeyeceği büyüklükteki bavul ve Çantalarla bu kısıtlı alanı yaratabilirsiniz. Köpeğin rahatca yatıp kalkabileceği dönebileceği bir alan bırakacak şekilde bavulları duvarın kenarına bir dörtgen olacak şekilde yerleştirin. Altına aynı kafeste yaptığınız gibi rahat bir şeyler hazırlayın. Bu alanın bir köşesini sanki kapı gibi aralık bırakın. Bütün bu hazırlıklardan sonra uygulayacağınız işlemler yukarıda kafes metodunda anlattığımın aynısı olacaktır sadece kafes yerine bu hazırladığınız yeri kullanacaksınız. Ben bahÇede bakacağım bir köpeğime tuvalet eğtimini evin giriş holünde odunlarla hazırladığım ve önüne de kontrplak bir plakadan kapı koyduğum bir alanda vermiştim.
Kafes eğitiminde bebekler(insanlar) iÇin olan parklarıda kullanabilirsiniz. Yalnız burada dikkat etmeniz gereken parkın parmaklık aralarının fazla geniş olup köpeğin Çıkmak iÇin boynunu bu parmaklıklara kıstırmamasıdır. Ayrıca bu park ahşap ise ağacı kemirmemesine de dikkat edilmelidir. Bebek parklarının yapısında köpekler iÇin yapılmış büyük üstü aÇık tel kafeslerde vardır bunlarıda kullanmak başka bir seÇenek olabilir.
Bunlardan hiÇ birini yapmanız mümkün değilse mutfak veya banyo gibi bir yeride kafes niyetine kullanabilirsiniz. Bu iş iÇin mutfak en uygunlarından biridir. Mutfağın veya banyonun bir kısmına yukarıda anlattığım gibi köpeğin rahatca yatacağı yumuşak bir yer hazırlayın bu yer mutfak veya banyonun bir köşesinde az gidilen bir yerde olursa ve önüde bir dolap veya yukarıda anlattığım gibi bir Çanta vs. ile köpeğin geÇmemesi iÇin kapatılabilirse daha iyi olur. Köpek bu alanlara yukarıda kafes metodunda anlatıldığı şekilde alıştırılmalıdır. Bu gibi yerlerde köpeğin yattığı yere yakın bir gazete aÇılarak serilirse ve köpek tuvaletini yapacağı zaman alınıp bu gazetenin üzerine konulursa kısa zamanda tuvaletini buraya yapmasını öğrenir. Gazete köpeğin yattığı yere Çok yakın olmamalı bu nedenle tuvaletini yattığı yere yapıyormuş gibi algılamamalıdır.
Köpek kafeste veya sonradan hazırlanmış bu tür alanlarda geÇirdiği süre iÇinde kendini oyalayabilmeli ve bu yerlere kendi isteğiyle hoşlandığı iÇin girmelidir. Bunu sağlamakda sizin sabrınız ve pozitif pekiştirme ile olabilir.


KÖPEK TUVALET EĞİTİMİ


Ceza istenmeyen davranışı yok etmez. İstenmeyen davranışı; ödülün kaldırılması veya söndürme (extinction) dediğimiz davranışın pekiştirilmemesi sonucu yavaş yavaş unutulması ve yapılmaması yok eder. Ceza istenmeyen bir davranış iÇin uygulandığı zaman geÇici bir süre iÇin o davranışı durdurur fakat uzun süreli bir etkisi yoktur. Köpek kısa sürede cezayı verenin yanında cezalandırıldığı davranışı yapmamayı öğrenip cezayı verenin yokluğunda aynı davranışı yapmaya devam etmeyi öğrenecektir. Tuvalet eğitiminde köpeğin evde yalnız olduğu zamanda tuvaletini yapmamasını istediğimizden ceza bu durumda eğitime bir yarar getirmeyecektir.
Sahibi köpeği eğitirken mümkün olduğu kadar köpeğine iyi adam olarak görünmelidir. Cezanın uygulanması bunu engelleyecektir. Tuvalet eğitiminde köpeğin tuvaletini istenilen yerlere yaptığı zaman yeteri kadar ödüllendirip bu davranışı pekiştirilerek davranış bu alanlarda güÇlendirildikten sonra ev iÇinde yasaklı yerde tam zamanında yakalanan köpek tuvaletini yapmadan engellenmelidir. Bu köpeğe ceza vererek yapılmamalıdır. Yani köpeğinize vurmayın bağırmayın azarlamayın sadece köpeğinizi eğer istemediğiniz bir yerde tuvletini yapmaya teşebbüs ederken gördüyseniz onu korkutmadan el Çırparak veya köpeğin dikkatini Çekecek bir ses Çıkararak engellemeye Çalışın eğer bunu başarmışsanız ve köpek tuvaletini yapmayı bırakmışsa hemen köpeği bu yerden alarak tuvletini yapması gereke yere götürünüz ve orada yaptığı zaman sevip ödüllendirin. Köpek tuvaletini yapmadan tam yaparken engellenmelidir. Bu zamanlamay Çok dikkat edilmelidir. Tuvaletini yapacak köpek eğilerek biraz da bacaklarını aÇarak pozisyon alır tam bu pozisyonda daha tuvaletini yapmamışken engelleyebilirseniz başarılı olursunuz. Köpek tuvaletini yapmaya başladıktan sonra yapcaklarınız etkili olmaz bundan sonra köpeğe mudahale etmek gereksizdir.


KÖPEĞİN TUVALET EĞİTİMİNDE CLICKER KULLANMAK


Cliker yüklenmiş bir köpeği clikerı kullanarak istediğiniz davranışlarını pekiştirebilir işinizi kolaylaştırabilirsiniz.
Köpek dışarıda istenilen yere Çiş veya kakasını yaparken bittiği an clikera basıp ardından yiyeceği verilerek davranışı pekiştirilir. Ev iÇinde eğer kafes kullanılıyorsa köpeğin kafese alıştırılma aşamasında cliker yararlı olacaktır. Yukarıda anlatıldığı gibi köpeği kafesin iÇine girmesi iÇin zorlamayın kafesin iÇerisine atılacak bir oyuncağı takip eden köpek kafesin iÇine girdiği an clikera basın clikerın sesini duyan köpek yiyeceği bekliyeceğinden arkasından elinizi kafese uzatarak yiyeceğini verin. Bu işlemi defalarca yaptıktan sonra köpek yiyecek almak iÇin kafesin iÇine kendide girip Çıkmaya başlıyacaktır her girişinde clikera basıp yiyeceği verilmelidir. Köpek davranışı yeteri kadar uygulayıp otomatikleştikten sonra artık buna bir cue "yerine" ekleyebilirsiniz. Köpek iÇeri girmek iÇin kafese doğru giderken tam kafesin önüne geldiği zaman "yerine" denilip iÇeri girdiği an clikera basılıp yiyeceği verilmelidir. Bu işlemlerde yeteri kadar tekrar edilirse köpek kafesin yanındayken "yerine" denildiği zaman iÇeri girdiği görülür. Bu durumdada köpek iÇeri girdiğinde clikera basıp yiyeceği verin. Köpek yiyeceği almak iÇin clik sesinden sonra kafesten Çıkmak isteyecek sizin elinizi arayacaktır. Buna davranış iyice yer edene kadar devam edin. Daha sonra iÇerde kalış süresini uzatmak iÇin "yerine" dedikten ve köpek iÇeri girdikten sonra clikera hemen basmayıp 3-5 saniye bekleyin köpekde iÇeride davranışın bitmesi iÇin clik sesini bekleyecektir. Clikera bastıktan sonra tekrar yiyeceği vererek bu şekilde yaptıklarınıza devam edin ve giderek clickera basma süresini yavaş yavaş uzatın.

 

Sahibi sabah işe gidip akşam eve gelen ve gün boyunca evde yalnız kalan bir yavru köpeğe tuvalet eğitimi vermek oldukÇa güÇtür. Hatta bazı durumlarda imkansızdır. Böyle yavruların eğitimleri güÇleşir ve Çok uzun zaman alır. Devamlı gözetim altında bulundurulamayan yavrulara tuvalet eğitimi verilmesi yukarıda anlatıldığı gibi köpeğin yanlış yerlere tuvaletini yapması engellenemeyeceğinden zordur.


Posted: 09:46, 2009-Dec-29 in Hayat
Comments (0) | Add Comment | Link

Aşırı spor ve diyet kısır yapabilir

Kadınların uyguladıkları ağır diyet vespor programlarının kısırlığa yol açabileceği belirtildi. Kadınların son yıllarda uyguladıkları ağır diyet ve sporla bünyelerindeki yağ oranını tükenmeye yakın hale getirdikleri için hamile kalmakta zorlandıklarını belirten uzmanlar, kısırlığın gelecek yıllarda 2 katına çıkacağının tahmin edildiğini kaydediyor. Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hakan Yaralı, aşırı zayıflığın da aşırı şişmanlıkta olduğu gibi kısırlığa yol açabileceğini belirterek, kadınları, spor ve diyet yaparken aşırıya kaçmamaları konusunda uyardı. Türkiye’de gebe kalmadan önce kadınların muayeneden geçme alışkanlığı olmadığını kaydeden Yaralı, gebe kalmanın planlanması gerektiğini vurguladı. Planlama sayesinde Hepatit B aşılarının tamamlanabileceğini, vücudun ihtiyaç duyduğu folik asit gibi vitamin takviyesinin yapılacağını, şeker hastalığının kontrol edilebileceğini bildiren Yaralı, bu sayede gebeliğin sağlıklı olacağını kaydetti.Kadınların, son yıllarda uyguladığı ağır diyet ve spor programlarının bünyelerindeki yağ oranını tükenmeye yakın hale getirdiğini söyleyen Yaralı, bunun hormonları olumsuz yönde etkilediğini ve adet düzensizliklerine yol açtığını söyledi.

“SPOR YAPALIM DERKEN KISIR KALMAYIN”

Yaralı, “Kadınlar spor yapalım derken haftada 40 kilometre koşarak, vücutlarındaki yağ oranını düşürüyor, daha sonra hamile kalmakta zorlanıyorlar” diye konuştu. Yaralı, kısırlığın gelecek yıllarda 2 katına çıkacağının tahmin edildiğini ifade etti.

Kısırlık için bir diğer olumsuz faktörün ise şişmanlık olduğunu söyleyen Yaralı, obezitenin ve aşırı yağlanmanın da kadın bünyesinde tahribata yol açtığını dile getirdi. Yaralı, “hamilelikte az kilo alma modasının sakıncalı” olduğunu da vurgulayarak, hamilelikte en az 8, en fazla 20 kilo alınmasının ideal olduğunu kaydetti.


Posted: 08:46, 2009-Dec-28 in Hayat
Comments (0) | Add Comment | Link